Şevval  Kurnaz Ünyılmaz

Uzm. Kl. Psk. Şevval Kurnaz Ünyılmaz

Türkiye, İstanbul

Bilişsel Davranışçı Terapi - Aile Danışmanlığı- Çocuk/Ergen/Yetişkin Danışmanlığı

4.8
(38 Yorum)

Uzman Hakkında

2022 yılnda İstanbul Işık Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oldum. İstanbul Üsküdar Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji yüksek lisansımı onur öğrencisi olarak tamamladım.

Eğitim

  • Işık Üniversitesi - Lisans
  • Üsküdar Üniversitesi - Yüksek Lisans

Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)

  • Çocuk ve Ergenlerde BDT
  • Aile Danışmanlığı
  • Yeme Bozukluğunda Diyalektik Yaklaşımlar

Uzmanlık Alanları

Obsesif Kompulsif Bozukluk
Travma ve TSSB
Yeme Bozuklukları
Aile Danışmanlığı
İlişki Sorunları
Mindfulness/ Farkındalık
Çocuk ve Ergen Psikolojisi
Evlilik ve Evlilik Öncesi Konular
Aldatılma
Duygusal Yeme
Sınav Kaygısı
Kardeş Kıskançlığı
Zaman Yönetimi
Aile İçi Şiddet
Akran Zorbalığı
Dikkat Eksikliği
Çift Terapisi
Varoluşsal Kaygılar
Narsistik Kişilik
Bağımlılıklar
Aile ve Çift Terapisi

Çalışma Ekolleri

  • Bilişsel Davranışçı Terapi

Cevaplar (130)

Merhabalar,Eşinize ailesinin onu kullandığını doğrudan söylemek, genellikle ters teper ve onun daha fazla savunmaya geçmesine neden olur. Bu durumdaki bireylerin ailelerine sarsılmaz bir sadakat ile şartlandırıldığını ve bu sadakati bozduklarında derin bir suçluluk ve utanç duyduklarını bilmenizi isterim. Ailesine yönelik doğrudan saldırılar, onu ailesini koruma refleksine iter ve sizi "sorun çıkaran" kişi olarak görmesine yol açar. Ona ne yapması gerektiğini söylemek yerine, yaşanan olaylardaki tutarsızlıkları ve bu durumun evliliğinize (size değil, "bize") verdiği zararı nazikçe ve tarafsız bir şekilde dile getirerek tohum ekmeye çalışın. Sorunları dile getirdiğinizde hatalı ilan edilmeniz, sağlıklı bir iletişimin kurulamadığını gösterir. Sorunu "ailen bizi kullanıyor" yerine "bu durum bizim çekirdek ailemizin huzurunu ve sınırlarını etkiliyor" şeklinde, eşinizle aynı takımda olduğunuzu hissettirerek dile getirin. Tartışmaların hararetli olduğu anlarda değil, ilişkinizin daha sakin ve olumlu olduğu zamanlarda bu konuları açın. Kendi hislerinize odaklanın. "Ailen saygısız" demek yerine, "Ailenin yanında kendimi yalnız ve savunmasız hissettiğimde çok üzülüyorum" gibi cümleler kurun. Ben önemli değilim modunda olmanız ve aşırı fedakarlık yapmanız, maalesef karşı tarafa size saygı duymama izni verebilir. Kendinizi hiçbir şeye layık görmeme haliniz, çocukluktan gelen bir eş bağımlılık örüntüsü olabilir. Kendi ihtiyaçlarınızı dile getirmekten ve kendinize zaman/imkan tanımaktan çekinmeyin. Eşiniz ailesine sınır koyamıyorsa, siz kendi sınırlarınızı netleştirin. Örneğin, size saygı duyulmayan ortamlarda bulunmama hakkınızı kullanın ve eşinizin de buna saygı duymasını bekleyin. Sizin anlatmaya çalıştıklarınız eşiniz tarafından eş eleştirisi olarak algılanırken, tarafsız bir uzmanın (terapistin) bu dinamikleri işaret etmesi eşinizde çok daha güçlü bir farkındalık yaratabilir. Terapist, eşinizin ailesiyle olan içe içe geçmiş bağının evliliğinize nasıl zarar verdiğini profesyonel bir dille ona gösterebilir. Terapide, eşler birbirlerini suçlamadan nasıl dinleyeceklerini ve bağlanma yaralanmalarını (eşin desteğe ihtiyaç duyduğu anlarda duyarsız kalması) nasıl iyileştireceklerini öğrenirler. Eşinizin bu durumu fark etmesi zaman alabilir ve çok sabır gerektirir. Ancak odağınızı eşinizi değiştirmekten ziyade, kendi sınırlarınızı korumaya ve öz değerinizi geri kazanmaya çevirmeniz en sağlıklı ilk adımdır. Eğer eşiniz değişime tamamen kapalıysa ve evliliğinizde psikolojik baskı/manipülasyon devam ediyorsa, bu durumun ruh sağlığınıza etkilerini profesyonel bir yardım alarak bireysel terapide değerlendirmeniz kritik önem taşır. Daha fazla soru sormak isterseniz buradayız. Sevgilerle

Devamını Oku...

Merhaba,Yaşadığınız bu süreç, patolojik düzeyde narsisistik özellikler gösteren bir ilişki dinamiğine işaret ediyor gibi görnüyor. Partnerinizin davranışları, kendi hatalarını size yüklemesi ve sizin gerçeklik algınızı sarsmaya çalışması, manipülasyon teknikleridir aslında. Narsisistik özellikler gösteren bireyler için özür dilemek ve hata kabul etmek bir kimlik yıkımı gibi yaşanır. Bu kişiler için "Yanlış yaptım" demek, sadece bir davranışı kabul etmek değil, tüm benliklerinin çökmesi ve yetersiz/kötü olduklarının tescillenmesi anlamına gelir. Bu nedenle:Kendi hatalarını ve kusurlarını size yansıtarak suçu üzerinize yıkarlar. Sizin egolu olduğunuzu söylemesi, aslında kendi iç dünyasındaki narsisistik savunmaların bir yansıması olabilir. Bu bireyler partnerlerinin duygusal ihtiyaçlarını anlamakta ve bunlara uygun yanıt vermekte zorlanırlar. Bu yüzden sizin kırgınlığınızı hissetmek yerine, kendilerini haklı çıkarmaya odaklanırlar. Size verdiği "Umursuyor muydum ki?" şeklindeki sert yanıt, aslında kontrolü kaybettiği andaki bir agresyon ve savunma tepkisidir. Kendi sahte mükemmellik imajını korumak için ilişkiyi ve sizi değersizleştirerek kendini üstün tutmaya çalışmaktadır. Narsisist bir kişi için partner, sevilmesi gereken bir bireyden ziyade, kendi ihtiyaçlarını karşılayan bir narsisistik kaynaktır. Eğer bir gün size geri dönmek isterse, bu genellikle sizin değerinizi anladığı için değil, besinsiz (ilgi, alaka, kontrol ihtiyacı) kaldığı için olur. Sizi hala kontrol edebildiğini görmek onlara kendilerini güçlü hissettirir. Sizin gönderdiğiniz duygusal ve haklı tepki içeren mesaja verdiği o küçümseyici yanıt, sizin üzerinizdeki etkisini yitirmeme ve "Ben hala güçlüyüm" deme çabasıdır. Sizin sürekli ilişkiyi toparlayan taraf olmanız, psikolojide "görünmeyen yorgunluk" ve "tükenmişlik" olarak adlandırılır. Yapma dediğiniz şeyleri yapması ve saygı duymaması açık bir sınır ihlalidir. Sürekli alttan almak, karşı tarafın sorumluluk almasını engeller ve ilişkinin duygusal dengesini kökten bozar. Sizin verdiğiniz tavizler, onun manipülasyonlarına alan açmıştır. Net bir ifadeyle söylenebilir ki; bu yapıdaki bir kişinin gerçek anlamda bir aydınlanma yaşayıp, hatalarıyla yüzleşerek samimi bir pişmanlık duyması oldukça düşük bir ihtimaldir. Narsisistik bireyler, kendileri etrafında dönen kusursuz dünyanın bozulacağı endişesiyle gerçeklikten koparlar. Sizin için en sağlıklı adım, kendi sınırlarınızı korumak ve bu duygusal istismar döngüsünden uzaklaşarak kendi ruhsal sağlığınıza odaklanmaktır. Sıfır İletişim kuralını uygulamak, hem sizin bu narsisistik bulaşmadan ve zihinsel karmaşadan kurtulmanıza hem de kendi değerinizi başkasının onayına ihtiyaç duymadan yeniden inşa etmenize yardımcı olacaktır. Onun değerinizi anlamasını veya özür dilemesini beklemek, kendinize yaptığınız bir işkencedir. Başarıyı, onun geri dönmesi olarak değil; sizin "daha iyi bir hayat kurmanız" olarak tanımlayın. Narsisist bir kişi için iyi veya kötü reaksiyon birdir; her ikisi de onun sizin üzerinizde hala etkisi olduğunu hissettirir. Ona verdiğiniz her yanıt, manipülasyon döngüsünü beslerSiz geri çekildikçe, karşı taraf sizi tekrar kontrolü altına almak için farklı yöntemler deneyebilir. Bir süre sonra aniden çok değiştiğini söyleyerek, ağlayarak veya yalvararak geri dönmeye çalışabilir. Bu genellikle sadece kontrolü yeniden kazanma çabasıdır. Sizi bencil olmakla veya onu yüzüstü bırakmakla suçlayabilir. Kendi hatalarını size yansıtarak sizi savunmaya geçirmeye çalışacaktır. Çevrenize sizin hakkınızda asılsız söylentiler yayarak itibarınızı zedelemeye çalışabilir. İlişkiniz boyunca sürekli alttan alan taraf olmanız, partnerinizin sizin sınırlarınızı sürekli ihlal etmesine zemin hazırlamıştır. Sınırlar, psikolojik korunma duvarınızdır. Karşı tarafın saygı duymadığı sınırları korumak sizin sorumluluğunuzdur; eğer sınırlarınıza saygı duyulmuyorsa o ilişkiden uzaklaşmak en sağlıklı yoldur. Görünmeyen yorgunluktan kurtulmak için kendi hislerinizi ve ihtiyaçlarınızı ön plana alın. Narsisizm ve travma alanında deneyimli bir psikologla çalışmak, yaşadığınız travmatik bağlanma etkilerini silmek için kritiktir. Narsisistik özellikler gösteren bireylerin değişimi çok zor ve uzun süreli profesyonel tedavi gerektiren bir süreçtir. Onun değişmesini beklemek genellikle hayal kırıklığı ile sonuçlanır. İlişkinin bitişi bir kayıptır; üzüntü, öfke ve boşluk hissetmeniz normaldir. Bu süreci sindirerek ve kendinize şefkat göstererek atlatmaya çalışın. amacınız onun pişman olması değil, sizin özgürleşmeniz olmalıdır. Onun size verdiği küçümseyici yanıt, aslında sizin kontrolünden çıkmanızdan duyduğu korkunun bir yansımasıdır. En profesyonel adım; sessizliğinizi korumak, tüm iletişim kanallarını kapatmak ve kendi iyileşme sürecinize yatırım yapmaktır. Daha fazla soru sormak istersen buradayız. Sevgilerle

Devamını Oku...

Merhabalar,Yaşadıklarınız, hem psikolojik hem de fiziksel açıdan oldukça ağır ve yıpratıcı bir süreci işaret ediyor. Yaşadığınız mutsuzluğun ve eşinize duyduğunuz yoğun öfkenin temelinde, sistematik olarak maruz kaldığınız baskılar yatmaktadır. Üç çocuk doğurmaya zorlanmış olmanız bir doğuma zorlama biçimidir. Eşinizin cinsel sorunlarını (erken boşalma, sertleşme sorunu) çözmek yerine sizi suçlaması ve isteğinizi dile getirdiğinizde sizi zorbalaması, cinsel yaşamı bozmakla kalmaz, kişisel saygınlığınıza da saldırıdır. Kendi ihtiyaçlarınız için harçlığınızın olmaması, evde ek iş yapmak zorunda kalmanız ve sussun diye tüm altınlarınızı vermiş olmanız net bir ekonomik şiddet örneğidir aslında. Eşinizin sizi maddi olarak güçsüz bırakması, sizi ona bağımlı hale getirmesi ve kontrol etme çabası diyebiliriz. Cinsellik istemeyen tarafın siz olduğunun söylenmesi (bilmişlik ve beceriksizlik suçlaması), gerçekleri çarpıtarak sizin kendinizden şüphe etmenize yol açan bir manipülasyon biçimi olabilir. Psikolojik açıdan sınav kavramı, kişinin içinde bulunduğu çaresizliği anlamlandırma çabasıdır. Ancak kaynaklar, toksik bir ilişkiyi sürdürmenin sağlığa ciddi zararlar verdiğini (stres, tükenmişlik, depresyon) belirtmektedir. İçinizdeki öfke, aslında sınırlarınızın ağır şekilde ihlal edildiğine dair ruhunuzun verdiği bir alarm sinyalidir. Bu durumu bir kadere boyun eğme olarak değil, kendi değerinizi ve haklarınızı yeniden kazanma süreci olarak görmek psikolojik sağlığınız için daha yapıcı olabilir. Yaşadıklarınızın normal olmadığını, bunların birer şiddet türü olduğunu kabul etmek iyileşmenin ilk adımıdır. Yaşadığınız sıkıntıları paylaşmak (güvendiğiniz arkadaşlar, aile veya uzmanlar) yalnız olmadığınızı hissettirir. 3 çocukla boşanmanın zorluğunu hissediyor olsanız da, yasalar zayıf olanın korunması ve çocuğun üstün yararı ilkelerini gözetir. Maddi imkanınız olmasa bile baroların adli yardım birimlerinden ücretsiz avukat desteği alabilir; nafaka, velayet ve ziynet eşyalarınızın (altınlarınızın) iadesini talep edebilirsiniz. Çocuklarınız için verdiğiniz mücadele ve yaşadığınız zorluklar nedeniyle kendinizi suçlamayı bırakın. Gece ek iş yaparken dahi olsa, ruhunuzu dinlendirecek çok küçük de olsa kendinize ait bir alan yaratmaya çalışın. Yaşadığınız öfke ve mutsuzluk, sevgisizliğin ötesinde, temel haklarınızın ve sınırlarınızın ihlal edilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu döngüden çıkmak için öncelikle kendinize değer vermeyi ve profesyonel/hukuki yardım kanallarını yoklamayı bir seçenek olarak görmeniz önemlidir. Daha fazla soru sormak isterseniz buradayız. Sevgilerle

Devamını Oku...

Merhabalar,Anlattıklarınız, ilişkinizde sağlıklı bir tartışma zemininden ziyade, psikolojik şiddet ve duygusal manipülasyon örüntülerinin devreye girdiğini gösteriyor. Eşinizin tartışma sırasında kullandığı yöntemler psikolojik şiddet ve zorbalık kriterleriyle örtüşmekte ne yazıkki. "Aptal aptal tavırlar", "klasik Türk kızı düşüncesi" gibi ifadeler, karşı tarafın kişiliğini ve fikirlerini önemsememe, onu küçük görerek değersizlik duygusu uyandırma amacını taşır. Geçmişteki vizyonlu halinizle bugünkü tavrınızı kıyaslayıp evlilik kararını sorguladığını söylemesi, sizi suçlu hissettirerek geri adım attırmaya yönelik bir duygusal şantajdır. Tartışılanların evde kalması gerektiğini söyleyerek dışarıdan destek almanızı engellemeye çalışması, failin mağduru toplumdan ve sosyal destek mekanizmalarından soyutlama taktiğidir. Tartışmanın ardından salonda hiçbir şey olmamış gibi oyun oynaması, sizi duygusal olarak cezalandırma ve yok sayma yöntemidir. Eşinizin kaygıları (borçlar, olası vefat durumundaki masraflar) rasyonel bir temele dayanabilir ancak bu durum vize prosedürleri açısından risklidir. Eşinizin bu konuyu kişisel bir saldırıya dönüştürmesi, asıl finansal kaygıdan uzaklaşıp güç kontrolü kurmaya çalıştığını gösterir. Psikolojik şiddet, genellikle sınırların belirsizleştiği yerlerde artar. Eşinize, konuyu tartışabileceğinizi ancak karakterinize, zekanıza veya ailenize yönelik hakaret içeren cümlelerin (örneğin "aptalca") sizin için kabul edilemez bir kırmızı çizgi olduğunu net bir şekilde ifade etmelisiniz. Eşinizin "aramızda kalsın" baskısı sizi yalnızlığa ve çaresizliğe sürükleyebilir. Güvendiğiniz bir aile üyesi veya arkadaşınızla paylaşım yapmanız, gerçeklik algınızı korumanıza yardımcı olur. Sosyal çevrenin destekleyici tutumunun ruh sağlığını iyileştirmede önemli olduğunu vurgulamak isterim. Eğer evde kendinizi güvende hissetmiyorsanız veya duygusal olarak çok yıprandıysanız, kısa süreliğine güvendiğiniz bir yakınınıza (abla veya kuzen) gitmek, hem size nefes aldırır hem de eşinize davranışlarının bir sonucu olduğu mesajını verir. Eşiniz "terapist ilişkimi bilemez" diyerek reddetse de, bu sizin tek başınıza terapi almanıza engel değildir. Sürekli psikolojik baskı altında kalmak; depresif duygudurumu, uykusuzluk ve özgüven kaybı gibi sonuçlar doğurabilir. Kendi ruh sağlığınızı korumak ve bu evliliğe devam edip etmeme kararını daha sağlıklı bir zihinle verebilmek için bireysel psikoterapi almanız kritik önemdedir. Tartışmaların hep aynı şekilde bitip bitmediğine (gerginlik, patlama/hakaret, sessizlik/yok sayma) dikkat edin. Eğer bu durum sistematik bir hal aldıysa, bu bir şiddet döngüsüdür. Evliliğin devamı, ancak her iki tarafın da sorumluluk alması ve iletişim dilini değiştirmesiyle mümkündür. Eşiniz değişim ve profesyonel yardım için adım atmıyorsa, bu durumun sizin üzerinizdeki kalıcı psikolojik etkilerini ciddiye almalısınız. Kendinizi yalnız ve çözümsüz hissettiğinizde, bunun bir süreç olduğunu ve yardım almanın en doğal hakkınız olduğunu unutmayın. Daha fazla soru sormak isterseniz buradayız. Sevgilerle

Devamını Oku...