Lara Yelda  Aktaş

Psk. Lara Yelda Aktaş

Eskişehir, Türkiye

Psikolog & Aile Danışmanı, Ergen/Yetişkin, Online Psikolojik Danışmanlık BDT, Aile Danışmanlığı, Çözüm Odaklı Terapi İnsancıl ve Varoluşsal Yaklaşım, Anlam Arayışı, Kendilik Algısı

4.9
(50 Yorum)

Uzman Hakkında

Psikoloji lisans eğitimimi İngilizce olarak İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde tamamladım. Eğitim sürecimde psikolojik değerlendirme ve test uygulamalarına odaklandım; Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hastanesi ve Beşiktaş Rehberlik ve Danışmanlık Merkezi’nde stajlarımı gerçekleştirdim. Terapi anlayışımda insancıl yaklaşımı merkeze alır, Bilişsel Davranışçı Terapi eğitimi doğrultusunda danışan merkezli bir çerçevede çalışırım.

Eğitim

  • İzmir Ekonomi Üniversitesi - Lisans

Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)

  • Bilişsel Davranışçı Terapi Uygulayıcı Eğitimi, YPA
  • Aile Danışmanlığı, Marmara Üniversitesi
  • Çözüm Odaklı Terapi, YPA
  • MMPI Uygulayıcı Terapi Eğitimi, YPA

Uzmanlık Alanları

Anksiyete
Yetişkin Psikolojisi
Özgüven Problemleri
Değersizlik / Yetersizlik Hisleri
Stres
Aile Danışmanlığı
İlişki Sorunları
Duygudurum Bozuklukları
Evlilik ve Evlilik Öncesi Konular
Flört Şiddeti
Aldatılma
Duygusal Yeme
LGBT+
Varoluşsal Kaygılar
Bağımlılıklar

Çalışma Ekolleri

  • BDT
  • Humanistic Perspective
  • Aile Danışmanlığı
  • Çözüm Odaklı Terapi

Cevaplar (155)

Merhaba sevgili danışan, Bu yaşadığınız durumun sizi bu kadar yorması aslında oldukça anlaşılır görünüyor. Çünkü mesele yalnızca birkaç ay önce partnerinizi sosyal medyada uygunsuz içeriklere bakarken görmeniz değil geçmişte yaşadığınız aldatılma deneyiminin yeniden tetiklenmiş olması. Bazen geçmişte yaşanan bir ihanet, kişi ne kadar geride bıraktığını düşünse de güven duygusunda derin izler bırakabilir. Bu nedenle bugün yaşadığınız kaygı, öfke ve şüphe sadece mevcut ilişkiye değil, geçmişte yaşadığınız kırgınlıklara da bağlı olabilir. Yazdıklarınızı okurken ilişkinizi sabote etmek isteyen biri değil, tekrar incinmekten korkan biri olduğunuzu düşünüyorum. Geçmişte aldatılmış kişiler çoğu zaman yeni bir hayal kırıklığını önlemek için sürekli tetikte olmaya başlarlar. Zihin, olası tehlikeleri önceden fark etmeye çalışırken kişi kendini sürekli kontrol etme, sorgulama ve tartışma döngüsünün içinde bulabilir. Ancak ne yazık ki bu durum zamanla hem kişiyi yorar hem de ilişkiyi zorlar. Özellikle “kendimi değersiz hissediyorum” demeniz dikkatimi çekti. Çoğu zaman insanlar partnerlerinin davranışlarını kendi değerleriyle ilişkilendirebiliyor. Oysa bir başkasının yaptığı hata, sizin ne kadar değerli, sevilebilir veya yeterli olduğunuzu belirlemez. Partnerinizin davranışları onun seçimleriyle ilgilidir, sizin değerinizi göstermez. Bu ayrımı yapabilmek iyileşme sürecinin önemli adımlarından biridir. Bununla birlikte güvenin yeniden oluşabilmesi için yalnızca sizin çabalamanız yeterli değildir. Partnerinizin de tutarlı davranışlarla güveni yeniden inşa etmeye istekli olması gerekir. Güven bir anda geri gelmez; zaman içinde verilen sözlerin tutulması, şeffaflık ve duygusal güvenlik hissiyle yeniden kurulur. Şu an kendinize sormanız gereken soru “Nasıl daha iyi biri olurum?” değil, “Bu yaşadığım kırgınlıkla nasıl daha sağlıklı baş ederim?” olabilir. Çünkü sorun kötü ya da yetersiz biri olmanız değil; geçmişte incinmiş olmanızdır. Kendinize biraz daha şefkatle yaklaşmaya çalışın. Kaygınız yükseldiğinde hemen tepki vermek yerine duygunuzun altında hangi korkunun yattığını anlamaya çalışın. Çoğu zaman öfkenin altında terk edilme, değersiz hissetme veya yeniden aldatılma korkusu bulunur. İlişkinizi kurtarmak istiyorsanız önce kendinizi iyileştirmeniz gerekir. Çünkü güven duygusu yalnızca partnerden değil, kişinin kendi içindeki güven hissinden de beslenir. Geçmiş yaralarınızın bugünkü ilişkinizi yönetmesine izin vermek yerine, onları fark edip işlemeye çalışmanız hem sizin ruhsal sağlığınız hem de ilişkinizin geleceği açısından çok değerli olacaktır. Sizde değişmesi gereken şey değersiz olduğunuz düşüncesi değil; taşıdığınız yükün biraz hafiflemesidir. Umarım yardımcı olabilmişimdir, herhangi bir sorunuz olduğunda her zaman buradayım. .. 🤍Psikolog Lara Yelda Aktaş

Devamını Oku...

Merhaba sevgili danışan, yazdıkların bana yalnızca “mutsuzum” demiyor, daha çok uzun zamandır içsel olarak yorulmuş, anlam duygusunu kaybetmiş ve ne yapsa aynı yere dönüyormuş gibi hisseden birinin sesini taşıyor. Bu noktada kendine “neden değişemiyorum” diye yüklenmen çok anlaşılır ama bazen insan değişmek istemediği için değil, uzun süre aynı acının içinde kaldığı için hareket edecek gücü bulamaz. Zevk alamamak, hiçbir şeyin iyi gelmemesi, yaşam hevesinin azalması ve günlerin birbirine benzemesi bir karakter zayıflığı değil, dikkate alınması gereken duygusal bir işarettir. Burada önemli olan kendini bir anda toparlamaya zorlamak değil, önce içinde bulunduğun halin ciddiyetini ve gerçekliğini kabul etmek. Çünkü bazen kişi hayatını değiştirmeden önce, yaşadığı tükenmişliği anlamaya ihtiyaç duyar. Belki de senin için mesele sadece “bir şeyler yapmak” değil, uzun zamandır taşıdığın yorgunluğun, kırgınlığın, umutsuzluğun ve tekrar eden döngülerin görülmesi. İnsan bazen hayattan değil, aynı yerde sıkışmış hissetmekten yorulur. Sana küçük ama derin bir egzersiz önermek isterim. Bugün kendine şu üç soruyu yazılı olarak sorabilirsin: “Ben en çok neyin değişmesini istiyorum?”, “Değişmezse beni en çok ne tüketmeye devam eder?”, “Bugün bu yükü yüzde bir hafifletecek en küçük şey ne olabilir?” Cevapların büyük olmak zorunda değil. Hatta ne kadar küçük olursa o kadar gerçekçi olur. Bir bardak su içmek, kısa bir yürüyüş yapmak, duş almak, birine mesaj atmak ya da sadece yatağı toplamak bile başlangıç olabilir. Çünkü amaç bir anda mutlu olmak değil, donmuş gibi duran iç dünyaya çok küçük bir hareket alanı açmak. Eğer bu durum aylardır sürüyorsa ve yaşam isteğinde belirgin azalma varsa bir ruh sağlığı uzmanından destek alman çok kıymetli olur. Bu süreci tek başına taşımak zorunda değilsin. Bazen insanın yeniden hayata yaklaşması, önce birinin onun yükünü ciddiye almasıyla başlar. Buraya yazman bile içinde hala yardım isteyen, değişmek isteyen ve iyileşmeye açık bir taraf olduğunu gösteriyor. O tarafı küçümseme. Belki şu an çok kısık sesle konuşuyor ama hala orada. Umarım yardımcı olabilmişimdir, kafana takılan herhangi bir sorun olursa istediğin zaman sorabilirsin, buradayım, sevgiler🤍Psikolog Lara Yelda Aktaş

Devamını Oku...

Merhaba, anlattıklarınızı okurken yorgunluğunuz ve içinize çektiğiniz yük çok net hissediliyor. İki boşanma süreci, tek başına ebeveynlik ve hayatın sorumlulukları insanın iç dünyasında ciddi bir tükenmişlik bırakabilir. Bu noktada “insan sevmiyorum”, “tepkisizim”, “içime atıyorum” gibi hisler çoğu zaman bir zayıflık değil, aslında kendinizi koruma biçiminiz haline gelir. Beden ve zihin bazen daha fazla incinmemek için kendini kapatır. Sürekli “bir şey yok” diyerek geçiştirmek, kısa vadede ayakta kalmayı sağlasa da uzun vadede duyguların içeride birikmesine neden olur. Bu birikim de zamanla boşluk, gerginlik ve kopukluk hissi yaratır. Yani yaşadığınız bu boşluk aslında hiçbir şey hissetmemek değil, çok şey hissedip bunları tutmak zorunda kalmanın sonucudur. Kendinize çok yüklendiğinizi söylemeniz de önemli bir farkındalık. Çoğu zaman güçlü olmak zorunda kalan insanlar, kendilerine karşı en sert olan kişiler haline gelir. Oysa şu an ihtiyacınız olan şey kendinizi düzeltmek değil, kendinizi biraz daha duymak ve yumuşatmaktır. Küçük bir yerden başlayabilirsiniz. Gün içinde sadece birkaç dakika kendinize şu soruyu sormayı deneyin: “Şu an aslında ne hissediyorum?” Cevap gelmese bile sorun değil. Ama bu soruyu sormak bile içe atılan duyguların kapısını yavaşça aralar. Bir diğer adım da duygularınızı yazmak olabilir. Kimseye anlatmak zorunda değilsiniz ama kağıt, tutulmuş duygular için güvenli bir alan olur. İnsanlardan uzaklaşma isteğiniz de anlaşılır. Bu noktada kendinizi zorla sosyalleştirmek yerine, güvenli hissettiren tek bir ilişkiyi bile yeniden kurmak yeterli olabilir. Az ama gerçek temas, çok ama yüzeysel ilişkilerden daha onarıcıdır. Ve en önemlisi, bu süreçte profesyonel bir destek almak sizin için gerçekten iyileştirici olabilir. Çünkü yıllardır biriken yükleri tek başına taşımaya çalışıyorsunuz ve bu çok ağır. Bazen biriyle birlikte bakmak, hem yükü hafifletir hem de duyguların yeniden akmasına izin verir. Şu an hissettiğiniz boşluk, aslında bitiş değil. Bu, içinizde uzun süredir bastırılmış duyguların kendine alan aradığı bir dönem. Ve bu alanı yavaş yavaş açtıkça, hissetme kapasitenizin de geri geldiğini fark edeceksiniz. Yalnız değilsiniz. Ve bu haliniz değişebilir. Umarım yardımcı olabilmişimdir, yine bir sorunuz olduğunuzda istediğiniz zaman sorabilirsiniz, buradayım, sevgiler🤍Psikolog Lara Yelda Aktaş

Devamını Oku...

Merhaba, yazdıklarını okurken içinde bir karmaşa ve aynı zamanda kendine dönük bir sorgulama hali olduğunu hissediyorum. Öncelikle şunu söylemek isterim ki hissetmiyor olman bir sorun ya da eksiklik olmak zorunda değil. Herkesin duygusal gelişimi, ilişkilerle kurduğu bağ ve çekim hissetme zamanı birbirinden farklı ilerler. Bu konuda tek bir doğru zaman ya da “olması gereken” yok. Hiç kimseye karşı çekim hissetmemiş olman birkaç farklı şeyle ilişkili olabilir. Bazen kişi gerçekten henüz karşılaşmamıştır kendisini duygusal olarak harekete geçiren biriyle. Bazen de kişi yakınlık kurmaya, duygusal olarak açılmaya bilinçli ya da bilinçdışı bir mesafe koyar. Bu mesafe genelde fark edilmez, sadece “bir şey hissetmiyorum” şeklinde deneyimlenir. Ayrıca bazı insanlar romantik çekimi daha az ya da farklı biçimde yaşayabilir, bu da tamamen insani bir çeşitliliktir. Ailenden gelen “nasıl evleneceksin” gibi soruların seni daha da sıkıştırıyor olması çok anlaşılır. Çünkü bu tür beklentiler, henüz senin içinde netleşmemiş bir alanı daha da görünür ve baskılı hale getirir. Ama bu senin hayatın ve duyguların. Henüz hissetmemek, ileride de hissetmeyeceğin anlamına gelmez. Aynı şekilde, hissetmek zorunda olduğun anlamına da gelmez. Burada kendine şu sorularla yaklaşmak faydalı olabilir:Yakınlık fikri sana ne hissettiriyor?Birinin sana yaklaşması seni rahatlatır mı yoksa biraz gerer mi?Hayatında biri olsa nasıl bir şey olmasını isterdin?Bu soruların doğru ya da yanlış cevabı yok. Ama sana kendi iç dinamiğini anlaman için bir kapı açabilir. Eğer bu durum sende bir eksiklik duygusu yaratmaya başladıysa ya da “benim sorunum ne” diye kendini sıkıştırıyorsan, bunu bir uzmanla daha derin konuşmak da iyi gelebilir. Çünkü bazen mesele hissetmemek değil, hissetmeye giden yolların farkında olmamaktır. Şu an olduğun halinle yeterli olduğunu bilmeni isterim. Duyguların da zamanı geldiğinde ve kendi hızında ortaya çıkar. Senin hikayen başkalarınınkine benzemek zorunda değil. Umarım yardımcı olabilmişimdir, istediğin zaman soru sorabilirsin, buradayım,sevgiler. .. 🤍Psikolog Lara Yelda Aktaş

Devamını Oku...