• Anasayfa
  • Sorular
  • 27 yaşımda duygu hissetme yetimi kaybetmiş olmamın sebebi neler olabilir?
Psikoloji

27 yaşımda duygu hissetme yetimi kaybetmiş olmamın sebebi neler olabilir?

Gizli Kullanıcı7 Ağustos 2026 14:44
Merhaba hocam, 29 yaşındayım. çocukluğumdan beri hep asosyal biri oldum. Çocukluğumdan beri duygusal empati becerim de hep kısıtlı oldu. Başkasının sevinci bende genellikle sevinç uyandırmıyordu, başkasının üzüntüsü de bende genellikle üzüntü uyandırmadı, bazı istisnai olaylar hariç. Ama filmlerdeki karakterle duygusal empati kurabiliyordum. Gerçek hayatta duygusal empati becerim kısıtlı olsa da en azından duyarlıydım, hala da duyarlıyım. Ama insanlarla duygusal bağ kurabiliyordum. İnsanlara bağlanmak açısından yani. 26 yaşımdan itibaren annem dahil hiç kimseye duygusal bağ kuramıyorum. 27 yaşımdan itibaren karşı tarafın gülümsemesi durumunda o yüzündeki pozitif duygu bana geçip ben de gülümseme isteği uyandırmadı hiç, karşı tarafın anlattığı hiçbirsey bende gülümseme duygusu uyandırmıyor. Ayrıca 27 yaşımdan beri hiç sevinç hissetmedim. 28 yaşımdan beri de hiç üzüntü de hissetmedim. Şu an 29 yaşındayım. 15 yaşımdan 25 yaşıma kadar en büyük arzum romantik bir ilişki yaşamaktı ama 2 yıldır romantik bir ilişki yaşama isteği duymuyorum. Önceki 2 yıl sevinç,üzüntü ve duygusal bağ hissedemiyor olmaktan şikayetçiydim, ama son 1 yıldır sevinç, üzüntü ve duygusal bağ hissedememekten rahatsızlık bile duymuyorum, ki bunun sağlıklı bir tutum olmadığını kabul ediyorum. Film ve dizilerdeki olaylar karşısında samimi bir şekilde gülümseyebiliyorum, üzüntü de duyabiliyorum. Ama gerçek hayatta hiç yapamiyorum.depresyonum yok hiç psikotik bir nöbet de geçirmedim. Kendimde şizoid kişilik yapısı olabilir mi?

Bu soru 8 Ağustos 2026 14:42 tarihinde Psikolog Fatma Gizem Bitgen tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhabalar,

Yazdıklarınızı okurken özellikle son yıllarda yaşadığınız, çevrenize karşı olan duygusal küntlüğün sizde bıraktığı etkiyi çok net bir şekilde hissettim. Paylaşımlarınızda dikkatimi çeken bir şey oldu ki o da içinde bulunduğunuz tüm bu süreçlere karşı yüksek iç görüye sahip olmanız. Bu dönüşüm için çok kıymetli.

Şimdi içinde bulunduğunuz duruma daha yakından bakalım ve neler yapabilirsiniz, üzerine konuşalım.

Öncelikle "Kendimde şizoid kişilik yapısı olabilir mi?" sorunuzu ele alalım. Tanıyı elbette bir psikiyatrist koyar ancak sizin paylaştıklarınız şizoid kişilik dememiz için tek başına yeterli görünmüyor. Şizoid yapılarda genelde başlangıçtan itibaren insanlardan uzak durma, yakın ilişki istememe, yalnızlığı özellikle tercih etme, övgü ya da eleştiriye karşı da belirgin bir kayıtsızlık olur.

Sizin anlatımlarınızda ise evet çocukluktan itibaren sınırlı empati olmasıyla birlikte özellikle 26- 29 yaş aralığınızda kimseyle duygusal bağ kuramama, 27 yaşından sonra sevinç , 28 yaşından sonra üzüntü hissedememe gibi durumlar var. Özellikle ilgimi çeken bir şey var ki o da filmlere ve dizilere karşı duygularınızı samimi bir şekilde yaşamanız. Bu durum duygu kapasitenizin tamamen ortadan kalkmasından ziyade, gerçek kişilerle ilişkisel/duygusal bağlamda duygusal tepkinin ortaya çıkmamasını gösteriyor olabilir.

Şimdi neler yapabilirsiniz birlikte bakalım.

İlk olarak "Sevinmeliyim, üzülmeliyim, empati kurmalıyım." gibi ifadeler ile kendinizi belli duyguları hissetmek için zorlamamanızı isteyeceğim. Bunun yerine "Şu anda ne hissediyorum? Hiçbir şey hissetmiyorsam bu da bir gözlem." gibi bir yaklaşımı benimsemeniz üzerinizdeki performans baskısını azaltır. İlgili olarak burada günde bir kez yaşadığınız olaylarla ilgili 'Ne oldu?, Bedenimde ne fark ettim?, Aklımdan ne geçti?, Duyguya en yakın kelime ne?' sorularını cevaplamanız farklı bakış açısı kazanmanıza yardımcı olur.

Bu noktada eklemek istediğim bir şey var. Sevgili danışan duygular sadece sevinç ve üzüntüden ibaret değildir. Bu süreçte hoşunuza giden, merak ettiğiniz, rahatsız olduğunuz şeyleri, sıkıldığınız, huzurlu hissettiğiniz durumları fark edip kaydetmenizde duygusal farkındalığınızın artmasını sağlar.

Bu süreçte çevrenizle kısa bir sohbet başlatmak, kahve içmek, aktivite yapmak veya bir mesaj atmak ilişkisel bağlarınızı geliştirmenize yardımcı olabilir. Bu noktada birinin hayatını merak etmenin, o kişiyi hatırlamanın, onunla bir şey paylaşmanın, yardım etmenin de bağ kurmanın davranışsal göstergeleri olduğunu eklemek isterim.

Son olarak film ve dizi izleme deneyimizi bu süreçte kendinizi geliştirme aracı olarak kullanabileceğinizi belirtmek isterim. Örneğin izlediğiniz bir sahneden sonra 'Karakter ne hissetti?, Ben ne hissettim?, Karakterin hangi davranışı bende duygu oluşturdu?, Gerçek hayatta benzer bir durumda ne hissedebilirdim?' sorularını cevaplayabilirsiniz.

Cevabımın faydalı olmasını umuyor, sağlıklı günler diliyorum.

Psikolog Fatma Gizem Bitgen

alinti

Değerli hocam, açıklayıcı ve içten düşüncelerinizi benimle paylaştığınız için çok teşekkür ederim, sağolun.

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Yorumlar

Gizli Kullanıcı

Değerli hocam, açıklayıcı ve içten düşüncelerinizi benimle paylaştığınız için çok teşekkür ederim, sağolun.

8 Ağustos 2026 15:53
Psk. Fatma Gizem Bitgen

Rica ederim, kolaylıklar dilerim 🌿

8 Ağustos 2026 17:09

Cevaplanmış benzer sorular