Anne babam öldüğünden beri 3 yılgeçti bu duruma sokulduğum için çok öfkeli ve mutsusuzum
Bedenimi beğenmiyorum kilo aldım Hayatımda hiç kimseyi istemiyorum Kim kimseyle görüşmüyorum Evden dışarı çıkmak istemiyorum Spora da gitmiyorum İşe de gitmek istemiyorum İçimde derin bir memnuniyetsizlik var Bir şeylerin böyle olmaması gerektiğine inanıyorum ama o bir şeylerin de ne olduğunu bilmiyorum Yani bu kadar mutsuz ve hissiz olmam bana saçma geliyor Bu ruh halini sevmiyorum Sanki bir zarın içindeyim ve çıkamıyorum
Bu soru 29 Haziran 2026 07:19 tarihinde Psikolog Ecem Bakıner tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba sevgili danışan,
Yazdıklarınızı okurken içinizde ne kadar ağır bir yük taşıdığınızı hissedebiliyorum. Sanki uzun zamandır hem bedeninizle hem de hayatla ilişkiniz yavaş yavaş geri çekilmiş gibi... Bir yandan bedeninizi beğenmiyor, kilo aldığınızı söylüyorsunuz; diğer yandan insanlarla görüşmek, evden çıkmak, işe gitmek ya da spor yapmak içinizde hiçbir istek uyandırmıyor. Bunların üzerine bir de "Bu kadar mutsuz ve hissiz olmam saçma geliyor." diye kendinizi sorguluyorsunuz. Tahmin ediyorum ki yalnızca yaşadığınız duygular değil, onları anlamlandırmaya çalışmak da sizi oldukça yoruyor.
Burada çok dikkat çeken bir cümleniz de, "Bir şeylerin böyle olmaması gerektiğine inanıyorum ama o bir şeylerin ne olduğunu da bilmiyorum" oldu.. Bazen bu his, kişinin yalnızca mutsuz olmasından değil; yaşamla kurduğu bağın bir süreliğine zayıflamasından da kaynaklanabilir. Ne istediğini bilmemek, hiçbir şey istemiyormuş gibi hissettirebilir. Bu da kişide derin bir boşluk ve memnuniyetsizlik duygusu oluşturabilir.
Yaşadığınız yas sürecini düşündüğümüzde ise bu tablo daha da anlam kazanıyor. Elbette herkes yasını farklı yaşar ve bunun şiddeti kaybettiğimiz kişiyle olan ilişkiye göre değişebilir. Ancak yas yalnızca üzülmekten ibaret değildir; bazen insanın hayata karşı ilgisini, enerjisini ve umut duygusunu da beraberinde götürebilir. Daha önce keyif veren şeyler anlamını yitirebilir, insan kendisini yaşamın dışında kalmış gibi hissedebilir. Üstelik kayıp anne ya da baba olduğunda, bu duyguları daha yoğun yaşamanız oldukça anlaşılır bir durumdur.
"Sanki bir zarın içindeyim ve çıkamıyorum." benzetmeniz de bunu çok güzel anlatıyor aslında. Sanki hayat dışarıda akmaya devam ediyor; insanlar işe gidiyor, spor yapıyor, sosyalleşiyor... Siz ise görünmez bir engelin arkasından tüm bunları izliyormuşsunuz gibi. Dışarı çıkmak istiyorsunuz belki ama içinizde sizi geri çeken ağır bir yük var. Bu çoğu zaman tembellik ya da iradesizlik değil; derin bir duygusal yorgunluğun ve tükenmişliğin dışarıdan görünen halidir.
Bedeninizle ilgili memnuniyetsizliğiniz de bu sürecin bir parçası olabilir. Çünkü kişi kendini duygusal olarak kötü hissettiğinde, çoğu zaman en görünür olan yere, yani bedenine odaklanır. "Sorun kilom." diye düşünmek daha somut gelir. Oysa bazen beden, aslında iç dünyamızdaki yükün sessizce taşıyıcısıdır. Uzun süredir ihmal edilen ihtiyaçlar, yaşanmamış duygular ve taşınan acılar beden üzerinden kendini göstermeye başlayabilir. Bu nedenle belki de şu an bedeninizle savaşmaktan çok, onun size anlatmaya çalıştığı şeyi merak etmek daha şefkatli bir başlangıç olabilir.
Size küçük bir soru bırakmak isterim. Yas sürecinden önce kendinizi daha canlı, daha "siz" hissettiğiniz zamanları düşündüğünüzde; hayatınızda bugün eksikliğini hissettiğiniz en önemli şey neydi? Bazen iyileşme, önce neyi kaybettiğimizi fark etmekle başlar.
Ayrıca birkaç küçük öneri de paylaşmak isterim; eğer size iyi geleceğini düşünürseniz deneyebilirsiniz. Öncelikle bedeninizin farkında olmak, neye ihtiyaç duyduğunu anlamaya çalışmak, hayata yeniden temas etmenin ilk adımlarından biri olabilir. Kendinize "Bugün bedenim bana ne söylemek istiyor?" diye sorabilir, ardından aklınıza gelenleri mantıklı olup olmadığını değerlendirmeden yazabilirsiniz. Belki "yoruldum", belki "görülmek istiyorum", belki "ağlamak istiyorum", belki de "hareket etmek istiyorum"... Bu küçük egzersiz, hissizlik gibi görünen o boşluğun altında aslında hangi duyguların olduğunu fark etmenize yardımcı olabilir.
Bunun yanı sıra, şu an kendinizden büyük değişimler beklemek yerine küçük adımlara izin vermek de oldukça kıymetlidir. Bir spora başlamak ya da yoğun bir programa uymaya çalışmak gözünüze zor gelebilir. Bunun yerine beş dakikalık bir yürüyüş yapmak, perdeleri açmak, pencerenin önünde birkaç dakika oturup temiz havayı hissetmek bile başlangıç sayılabilir. Bazen iyileşme, büyük sıçramalarla değil; düzenli atılan küçük adımlarla gerçekleşir. Belki de şu an ihtiyacınız olan şey, zarı bir anda kırmaya çalışmak değil; önce içine biraz ışık girecek küçük bir çatlak oluşturmaktır.
Ve son olarak şunu söylemek isterim: Şu an içinde bulunduğunuz ruh hali sonsuza kadar böyle kalacakmış gibi hissettirebilir. Yasın ve yoğun duygusal yükün içerisindeyken insan çoğu zaman bunun hiç geçmeyeceğine inanabilir. Ancak bu hisler, bulunduğunuz sürecin bir parçası olabilir ve doğru destekle zaman içerisinde hafifleyebilir. Eğer bu isteksizlik, mutsuzluk ve hayattan geri çekilme hali uzun süredir devam ediyor, günlük yaşamınızı belirgin şekilde etkiliyor ve kendinizi bu döngünün içinde sıkışmış hissediyorsanız, bir psikologtan destek almak bu süreci tek başınıza taşımak zorunda olmadığınızı hatırlatacak önemli bir adım olabilir.
Tekrardan danışmak, sormak istediğiniz bir konu olursa her zaman buradayım.
Sevgiyle Kalın
Psikolog Ecem Bakıner
Çok güzel Teşekkür ederim
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.