Başından kaybettim galiba
Omurlik felçliyim. İlkokul ve anaokulunda eve gider gitmez bilgisayar oynuyordum boş boş oturuyordum bu liseye kadar devam etti Annem babam beni ortaokulda ilkokulda surekli okula gitmeye zorladi ben isteksizdim ilkokuldan ortaokula kadar skolyoz tedavisi gordum bir tanesi 6 ay surdu çünkü vücudum sırtıma takılan implantı kabul etmedi. ogretmenlerimin bir kismi tatliydi bir iki tanesi çok agresifti ama ilkokulda da ortaokulda okula gittigim zamanlarda da odevleri yapmiyordum tembeldim ilkokulda babam benim ders çalışmam için başımda beklerdi annem ilkokulda ders çalıştırdığında kahkaha atip alay ediyormusum ortaokuldan sonra 6 yil liseye gitmedim o sirada yapabilirdim ama yapmadim tum gun dizi izledim kitap okudum liseye başladim duzgun ders calisamadim elime yuzume bulastirdim bitirme notum 62 ydi Diyelim ki çalışmaya başladım Yapabilecek neyim var bilmiyorum imkanlarim kisitli evden çalişmam lazim çünkü babam evden çalışmamı istiyor bu şekilde memurda olamam şuanda hiçbir şey yapamiyorum. neredeyse hiçbir şeye yatkınlığım yok. öğrenmek içinde çabalayamıyorum Hayatım boyunca kendimi toplumdan izole ettim asosyal oldum Anksiyetik ve iletişim sorunlarım olduğu için grup ve liderlik içeren hiçbir şeyi yapamıyorum. İşin kötüsü iş sahibi olmaktan korkuyorum çünkü hayatımda hiç ciddi kararlar almadım. Freelancer işlere başvurmak bile korkutuyor çünkü birkaç kez dalga geçildim. Galiba dibe battım asla düzelmeyeceğim. Değinmeyi unuttuğum detaysa asıl korkumun sebebinin dalga geçilmek değil başarısız olacağım kaygısı çünkü iletişim becerilerim ve kordinasyon becerilerim yok diyebilirim ve bu beni ürkütüyor. Beceremeyeceğim kaygısı yiyip bitiriyor. Üniversiteye isteyerek başladım ama galiba öylesine okuyacağım çünkü yazılımı istemiyordum ailem gir dedi. Yksdede iyi sıralama yapamadım zaten
Bu soru 30 Haziran 2026 19:41 tarihinde Psikolog Hamide Güven tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba,
Yazdıklarınızı okurken dikkatimi çeken ilk şey, kendinizi tembel, hiçbir şeye yatkın olmayan ve asla düzelmeyecek biri olarak tanımlamanız oldu. Şunu söylemek isterim: İnsanlar çoğu zaman yıllarca yaşadıkları zorlukların sonuçlarını kendi karakterlerinin bir kusuruymuş gibi yorumlayabiliyorlar. Ancak anlattığınız hayat hikâyesine baktığımda yalnızca isteksizlik görmüyorum; uzun süreli fiziksel sağlık sorunları, tekrarlayan tedaviler, sosyal izolasyon, eğitim hayatındaki kopukluklar, kaygı ve özgüven sorunları görüyorum. Bunların hepsi bir insanın motivasyonunu, kendilik algısını ve geleceğe dair inancını ciddi biçimde etkileyebilir.
Çocukluğunuzdan itibaren uzun süre evde kalmanız, yaşıtlarınızla yeterince sosyalleşememeniz ve hayatın birçok alanını deneyimleyememeniz, bugün yaşadığınız yapamam, beceremem ve bilmiyorum duygularını beslemiş olabilir. Çünkü özgüven, yalnızca kendiliğinden oluşan bir özellik değildir; deneyimlerle, küçük başarılarla ve deneme fırsatlarıyla gelişir. Siz ise birçok alanda kendinizi deneme fırsatı bulamadan büyümüş gibisiniz.
Başarısızlık korkunuzun, dalga geçilme korkusundan daha baskın olduğunu söylemişsiniz. Bu oldukça önemli bir fark. Çünkü burada mesele insanların ne düşündüğünden çok, sizin kendinizle ilgili oluşturduğunuz bir inanç gibi görünüyor: Başaramam. Zaman içinde bu inanç o kadar güçlenmiş olabilir ki, artık bir işe başlamadan önce bile sonucu başarısızlık olarak görüyorsunuz. Psikolojide buna bazen öğrenilmiş çaresizlik denir. Kişi geçmişte yeterince başarılı deneyimler yaşamadığında veya kendisini yetersiz hissettiren koşullarda uzun süre kaldığında, yeni fırsatlara karşı da umutsuzlaşabilir.
Ancak şunu da fark etmenizi isterim: Kendinizi hiçbir şeye yatkın değilim diye tanımlarken, yıllarca kitap okuduğunuzu, dizi izlediğinizi ve üniversiteye başlamayı istemiş olduğunuzu da söylüyorsunuz. Bunlar önemsiz ayrıntılar değil. Uzun süre kitap okumak, belirli bir ilgi alanını sürdürebilmek, üniversiteye başlamak istemek aslında merak, öğrenme kapasitesi ve zihinsel dayanıklılığın tamamen kaybolmadığını gösterir. Bir insanın hiçbir şeye yatkınlığı olmasa bunları da sürdüremezdi.
İş sahibi olmaktan korkmanız da anlaşılabilir bir durum. Çünkü daha önce ciddi sorumluluklar alma ve bağımsız kararlar verme konusunda yeterince deneyiminiz olmamış gibi görünüyor. İlk adımı atmak, özellikle uzun süre izole yaşamış biri için çok korkutucu olabilir. Ancak korku, yapamayacağınızın kanıtı değildir. Çoğu zaman yalnızca yeni ve bilinmez bir alana girdiğinizin işaretidir.
Şu anda yaşadığınız en büyük sorunlardan biri, geleceğe bakarken yalnızca en kötü senaryoları görebilmeniz gibi görünüyor: Başaramayacağım, beceremeyeceğim, düzelmeyeceğim. Oysa psikolojik açıdan insanın gelişimi doğrusal değildir. Yirmili yaşlarda, hatta daha ileri yaşlarda bile insanlar yeni beceriler öğrenebilir, çalışma hayatına adım atabilir ve kendilerine dair algılarını değiştirebilirler. Özellikle fiziksel engeli olan bireylerde, uzun yıllar süren bağımlılık ve korunma deneyimleri bazen kişinin kendi yeterliliğine dair inancını zayıflatabiliyor. Bu, sizin değersiz veya yetersiz olduğunuz anlamına gelmez.
SKendinizi bir anda çok başarılı, girişken veya korkusuz biri olmaya zorlamanız gerçekçi olmayabilir. Öncelikle yapmanız gereken şey, ben hiçbir şey yapamam düşüncesini sorgulamaya başlamak ve küçük, yönetilebilir hedeflerle kendinize yeni deneyimler kazandırmak.
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.