• Anasayfa
  • Sorular
  • Durumum hakkındaki düşünceniz nedir ve depresyon böyle bir duruma sebep olabilir mi?
Psikoloji

Durumum hakkındaki düşünceniz nedir ve depresyon böyle bir duruma sebep olabilir mi?

Gizli Kullanıcı16 Ağustos 2026 19:22
Merhaba hocam, 29 yaşında bir erkeğim. Çocukluğumdan beri hep asosyal oldum. Ama insanlarla sohbet etmek beni rahatsız etmedi hiç. Çocukluğumdan beri duygusal empati becerim de hep kısıtlı oldu. Ama insanlara duygusal bağ hissedebiliyordum. Kendimle ilgili olaylar bende sevinç ve üzüntü uyandırabiliyordu. 26 yaşımdan itibaren annem dahil hiç kimseye duygusal bağ hissedemedim. 27 yaşımdan itibaren karşı tarafın gülümsemesi durumunda o yüzündeki pozitif duygu bana geçip ben de gülümseme isteği uyandırmadı hiç. Karşı tarafın anlattığı hiçbirşey bende gülümseme tepkisi uyandırmıyor. Ayrıca 27 yaşımdan beri hiç sevinç hissetmedim. psikotik bir nöbet de geçirmedim. Kendimde şizoid kişilik olup olamayacağına dair Masterson Ekolüne göre değerlendirme yapan bir uzman psikologla 2 seans görüşme yaptık. Kendisi bende çocukluğumdan beri hafif şizoid yapı olduğunu ve üniversitede ve sonrasında yaşamış olduğum bazı üzücü olayların, özgüven kaybı ve umutsuzluk gibi tekrarlayan olayların depresyona neden olduğunu, depresyonun da bende bulunan şizoid yapının üzerine duygusal küntlük getirerek sevinç,üzüntü ve duygusal bağ hissetmemi engellediğini söyledi. Benim durumumda bende bulunan şizoid yapı ve depresyonun birbiriyle bağlantılı olduğunu da söyledi. Ama kendimi keyifsiz hissetmiyorum, anhedoni de yok. Bende keyifsizlik ve anhedoni yok ama duygusal bağ, sevinç ve üzüntü hiç hissedememe var, hem de 2 yıldır. Bu şartlar altında duygu hissetme yetimi kaybetmiş olmama depresyonun sebep olması mümkün mü?

Bu soru 20 Ağustos 2026 08:25 tarihinde Psikolog Hamide Güven tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba,

Uzun süredir devam eden bir değişimden bahsetmişsiniz yazınızda. Öncelikle şunu söylemek gerekir: Duyguları hissetme biçimindeki bu tür değişiklikleri yalnızca tek bir tanı ya da kişilik yapısı üzerinden açıklamak çoğu zaman yeterli değildir.


Depresyon her zaman kişinin kendisini belirgin biçimde üzgün, çökkün veya keyifsiz hissetmesi şeklinde yaşanmaz. Bazı kişilerde depresif süreç daha çok duygusal küntleşme, içsel boşluk, çevreyle duygusal temasın azalması ve önceden anlamlı olan şeylere karşı duygusal tepki verememe şeklinde görülebilir. Kişi günlük hayatını sürdürüyor, kendisini sürekli üzgün hissetmiyor ve klasik anlamda hiçbir şeyden zevk alamama yaşamıyor olabilir. Ancak buna rağmen sevinç, üzüntü, yakınlık, özlem veya başkasının duygusuna eşlik etme gibi daha canlı duygulanımlar belirgin biçimde azalır.


Bu nedenle kendinizi keyifsiz hissetmemeniz, depresif bir sürecin duygusal yaşamınızı etkilemiş olamayacağı anlamına gelmez. Özellikle depresyon bazı kişilerde yoğun bir üzüntüden çok duygusal sistemin adeta düşük yoğunlukta çalışması şeklinde yaşanabilir. Yine de iki yıldır sevinç ve üzüntü hissedemediğinizi, insanlara karşı duygusal bağınızın belirgin biçimde kaybolduğunu ve başkalarının olumlu duygularına karşı eskiden olduğundan farklı tepki verdiğinizi söylediğiniz için, bunu doğrudan sadece depresyon olarak kabul etmek de doğru olmaz.


Şizoid özellikler açısından da çocukluktan itibaren daha yalnız olmanız, duygusal empatinin sınırlı olduğunu hissetmeniz ve kişilerarası yakınlığa ilişkin farklılıklar yaşamanız değerlendirmeye değer olabilir. Ancak önemli bir nokta şu: Siz geçmişte insanlara duygusal bağ hissedebildiğinizi, kendi yaşamınızdaki olaylara karşı sevinç ve üzüntü yaşayabildiğinizi ifade ediyorsunuz. Bu nedenle 26 yaşından sonra ortaya çıkan belirgin duygusal değişimi yalnızca çocukluktan beri var olan bir kişilik yapısıyla açıklamak eksik kalabilir. Daha önceden var olan bir yatkınlık veya kişilik örgütlenmesi, sonradan yaşanan stresörler, hayal kırıklıkları, özgüven kaybı veya uzun süreli umutsuzlukla birleşerek mevcut tabloyu farklılaştırmış olabilir.


Duygusal küntlük; depresif süreçlerde, kronik stres ve tükenmişlikte, dissosiyatif savunmalarda, travmatik yaşantılar sonrasında ve bazı başka psikiyatrik ya da nörolojik durumlarda da görülebilir. Ayrıca kullanılan ilaçlar varsa bunların da değerlendirilmesi önemlidir. Bu nedenle iki yıldır devam eden böyle belirgin bir duygusal değişim için yalnızca psikodinamik açıdan değil, psikiyatri değerlendirmesi açısından da kapsamlı bir inceleme yapılması faydalı olabilir.


Bence burada asıl soru duygu hissetme yetinizi tamamen kaybedip kaybetmediğinizden ziyade, duygularınıza erişiminizin neden bu kadar belirgin biçimde azaldığıdır. Duygusal sistem çoğu zaman tamamen ortadan kalkmaz; ancak kişi bazı dönemlerde duygularına ulaşamaz, onları tanımlayamaz veya yeterince yoğun deneyimleyemez. Bu nedenle bunu kalıcı ve geri döndürülemez bir kayıp olarak görmemeye çalışın.


İki yıldır devam eden bu değişim nedeniyle bir psikiyatrist ve mümkünse uzun süreli değerlendirme yapabilecek bir psikologla görüşmeniz daha sağlıklı olacaktır. Özellikle değişimin ne zaman başladığı, öncesinde hangi yaşam olaylarının bulunduğu, uyku, enerji, dikkat, motivasyon, cinsel istek, bedensel belirtiler ve varsa ilaç kullanımı birlikte değerlendirilmelidir. Tek başına iki seans üzerinden kesin bir sonuca ulaşmak zor olabilir. Sizin anlattığınız durum, daha kapsamlı ve zaman içinde izlenmesi gereken bir tablo gibi görünüyor.

alinti

Değerli hocam, açıklayıcı cevabınız için çok teşekkür ederim.

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Yorumlar

Gizli Kullanıcı

Değerli hocam, açıklayıcı cevabınız için çok teşekkür ederim.

20 Ağustos 2026 10:15

Cevaplanmış benzer sorular