İlk gençliğimin yasını tutuyorum
Bu soru 26 Temmuz 2026 12:19 tarihinde Psikolog Ecem Bakıner tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba sevgili danışan,
Yazdıklarınızı okurken ne kadar yorulduğunuzu, çaresiz hissettiğinizi ve bu düşüncelerle ne kadar uzun zamandır mücadele ettiğinizi hissedebiliyorum. Anlattıklarınız bana yalnızca eşinizin geçmiş ilişkileriyle ilgili bir kıskançlığı değil, aynı zamanda yaşanamamış bir gençliğin, ertelenmiş isteklerin ve tutulmayı bekleyen bir yasın da varlığını düşündürdü.
Yazdıklarınızı birlikte biraz ele alalım isterim.
Çocukluğunuzdan ve ergenliğinizden bahsederken, hayatınızın büyük bir bölümünü "iyi kız olma" çabasıyla geçirdiğinizi görüyorum. Ailenizin yüzünü yere eğdirmemek, yanlış bir şey yapmamak, kurallara uymak ve kendinizi korumak sizin için çok önemli olmuş. Hatta bunu öyle içselleştirmişsiniz ki, biriyle öpüşmenin bile sizi cehenneme götüreceğine inanmış, tecavüze uğrama korkusuyla yakın ilişkilerden uzak durmuşsunuz. O dönemde bunlar sizin için yalnızca kurallar değil, aynı zamanda güvende kalmanın da bir yolu olmuş olabilir.
Bazen çocuklukta ve ergenlikte öğrendiğimiz kurallar, zamanla kendi istek ve ihtiyaçlarımızın önüne geçebilir. Siz de sanki uzun yıllar boyunca "Ben ne istiyorum?" sorusundan çok, "Benden ne bekleniyor?" sorusuna göre yaşamış gibisiniz. O dönem kendi merakınızı, romantik duygularınızı, yakınlık kurma isteğinizi ya da gençliğin getirdiği deneyimleri geri plana atmış olabilirsiniz. Çünkü o günkü koşullarınızda doğru olanın bu olduğuna inanıyordunuz.
Bugün ise geriye dönüp baktığınızda, "İyi kız olmanın bir ödülü olacağını bekledim." diyorsunuz. Bu cümle oldukça can acıtıcı. Çünkü sanki içinizdeki bir yan hâlâ "Ben bu kadar fedakârlık yaptım, kendimi bu kadar kısıtladım ama bunun karşılığında ne aldım?" diye soruyor. Bu nedenle bugün hissettiğiniz duygu yalnızca pişmanlık gibi görünmüyor; aynı zamanda büyük bir hayal kırıklığı, öfke ve adaletsizlik hissi de içeriyor olabilir. "Cezalandırılmış gibi hissediyorum." derken belki de tam olarak bunu anlatmaya çalışıyorsunuz.
Bir başka dikkatimi çeken nokta ise "Üniversiteye kadar erkeklerden hiç ilgi görmedim." ve "Hayatım boyunca hiçbir konuda kimsenin önceliği ya da tercih ettiği kişi olmadım." cümleleriniz oldu. Bunlar yalnızca romantik ilişkilerden bahsetmiyor gibi geldi bana. Sanki uzun zamandır içinizde taşıdığınız "Ben seçilen biri değilim." hissine de dokunuyor. Çünkü çocukluğunuzda da, hep başklarının isteklerini yapmaya çalışırken, tercih ettiğiniz kişi kendiniz olamamış olabilirsiniz. Elbette bunu yalnızca yazdıklarınıza dayanarak kesin olarak söylemek mümkün değildir; ancak çocukluk ve ergenlik dönemindeki yaşantılarımız, kendimizle ve ilişkilerimizle ilgili geliştirdiğimiz inançları etkileyebilir.
Bu nedenle eşinizin sizden önce ilişkiler yaşamış olması, belki de tek başına acı veren şey değildir. Asıl can yakan, onun yaşayabildiği bir dönemi sizin yaşayamamış olmanız olabilir. Hatta bunu siz de fark etmiş gibisiniz. "Eşimin bir suçu yok.", "Kendimi suçlamıyorum.", "Gençliğini yaşayan insanların hepsini kıskanıyorum." diyorsunuz. Bu cümleler bana, aslında öfkenizin eşinizden çok kaçırdığınıza inandığınız yıllara yöneldiğini düşündürdü.
Elbette ilişkinizin üçüncü gününde size başka bir isimle seslenmesi ya da siz tanışmadan kısa süre önce eski sevgilisiyle görüşmüş olması can yakıcı deneyimler olabilir. Bunların sizde iz bırakması oldukça anlaşılabilir. Ancak dikkatimi çeken nokta, bu olayların üzerinden tekrar tekrar geçmeniz ve eski ilişkilerle ilgili ayrıntıları sürekli öğrenme ihtiyacı hissetmeniz oldu. Bazen zihnimiz "Biraz daha ayrıntı öğrenirsem rahatlayacağım." diye düşünür. Fakat çoğu zaman her yeni bilgi, zihnin yeniden üzerinde düşüneceği yeni bir malzemeye dönüşebilir. Böylece kişi eşinin geçmişiyle değil, zihninde tekrar tekrar kurduğu senaryolarla mücadele etmeye başlayabilir.
Yazınızın sonunda özellikle bir cümleniz üzerinde durmak istedim: "Uyuyup uyanınca 16 yaşımdaki halimle yeniden başlamak istiyorum." Merak ediyorum; neden özellikle 16 yaş? O yaş sizin için neyi temsil ediyor olabilir? Belki de özlemini duyduğunuz şey yalnızca bir sevgiliye sahip olmak değildi. Belki ilk kez beğenilmek, flört etmek, hata yapabilmek, özgürce seçimler yapmak, birini merak etmek ya da kendi isteklerinizi suçluluk duymadan yaşayabilmekti. Bazen kişi bir ilişkiyi değil, o ilişkiyle birlikte yaşayabileceği duyguları özler. Veya, yaşamak isteyip yaşayamadığınız anılara mı dönmek isterdiniz?
Elbette bugün 16 yaşınıza geri dönmeniz mümkün değil ve bunu söylemek yaşadığınız kaybı küçümsemek anlamına gelmez. Çünkü gerçekten de bazı yaşantılar yalnızca o döneme aittir ve bunun yasını tutuyor olabilirsiniz. Ancak o yaşlarda özlemini duyduğunuz birçok ihtiyaca bugün de alan açmanız mümkündür. Kendinizi daha çok önceliklendirmek, yeni deneyimlere izin vermek, hata yapabilmeyi öğrenmek, kendi isteklerinizi fark etmek ya da geçmişte ertelediğiniz şeyleri bugün deneyimlemek, belki 16 yaşındayken istediğiniz ama yapamadığınız, şu anda hala yapabileceğiniz deneyimleri yaşamaya izin vermek... Bunlar 16 yaşınızı geri getirmez; ancak o dönemde yarım kalan parçalarınıza bugün şefkatle yaklaşabilmeniz için yeni bir alan oluşturabilir.
Son olarak yazınızda bahsettiğiniz nefes almakta zorlanma, kasılmalar ve ağlama krizleri de oldukça önemli. Bunlar, yaşadığınız duygusal yükün artık bedeninizde de karşılık bulmaya başladığını düşündürüyor. Bu nedenle yaşadığınız süreci yalnızca "eşimin geçmişini neden kabullenemiyorum?" sorusuyla ele almak yerine, çocukluğunuzdan bugüne taşıdığınız inançları, yaşanamamışlıkların yasını ve bugün sizi bu kadar zorlayan düşünce döngülerini imkanınız varsa psikologla birlikte çalışmanız oldukça destekleyici olabilir.
Bazen terapi, geçmişi değiştirebilmeyi sağlamaz. Ancak geçmişin bugünkü hayatınızı yönetmesine engel olabilmek, yaşanamamışlıkların yasını tutabilmek ve bugün kendiniz için yeni deneyimlere alan açabilmek konusunda size eşlik edebilir. Bazen iyileşmek, geçmişi yeniden yaşayabilmek değil; geçmişte yaşayamadıklarımızın yasını tutarken bugüne yeni yaşantılar ekleyebilmektir.
Tekrardan danışmak istediğiniz bir konu olursa her zaman burada olacağım.
Sevgiyle Kalın
Psikolog Ecem Bakıner
Söyleyebileceğim çok şey var ama hepsini 2 kelimeye sığdırmak istiyorum teşekkür ederim ❤
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.
Yorumlar
Psk. Ecem Bakıner
Rica ederim sevgili danışan, umarım cevabım size çok iyi gelmiştir. Tekrardan danışmak istediğiniz bir konu olursa her zaman buradayım. Sevgiyle Kalın Psikolog Ecem Bakıner
29 Temmuz 2026 18:32