Psikoloji

İlk gençliğimin yasını tutuyorum

biricikkisi26 Temmuz 2026 07:12
Ben eşimden başkasıyla sevgili olmadım ve eşimin 4 sevgilisi olmuş, bana birinin adıyla seslendi sevgililiğimizin 3. günü ve benle tanışmadan 2 ay. önce deprem sebebiyle ona mesaj atmış ve buluşmuşlar. Eşim sevgililik tanımını penatrasyon dışında her şeyi yaşamak olarak tanımladı.Bu durumdan dolayı kendimi berbat hissediyorum. Kendimi seviyor ve suçlamıyorum sadece 27 yaşındayım uyuyup uyanınca 16 yaşımdaki halimle yeniden başlamak istiyorum. Eşimin bir suçu yok benim kıskanacağım bir durum yok ama ben gençliğini yaşayan insanların hepsini kıskanıyor, eşimin bunları yaşamış olmasını kaldıramıyorum. sevgilimin olmaması benim tercihimdi ama üniversiteye kadar erkeklerden hiç ilgilenen olmadı. Hayatım boyunca Hiçbir konuda hiçkimsenin önceliği ya da tercih ettiği kişi bile olmadım. hayattaki tek amacın ailemin yüzünü yere eğdirmemekti. tecavüzden korktum. biriyle öpüşmek bile cehennemde yanmaya sebep olurdu benim için. İyi kız olmanın bir ödülü olması için bekledim.artık böyle düşünmüyorum ve çok pişmanım. Hatta tam aksine cezalandırılmış gibi hissediyorum. hayattaki hiçbir şey geçen yıllarımı karşılamaya değmeyecek, yerine konulamacak bir gençliği kaybettim. benim gibi bir sürü insan var ancak eşimin onlardan biri olmaması bana hayatı zehir ediyor. her şeyi detaylıca soruyorum. sürekli aklına eski kız arkadaşlarını ben getiriyorum. Fiziksel belirtilerim var kas verilmesi nefes alma güçlüğü , ağlama krizleri... Artık dayanamıyorum.

Bu soru 26 Temmuz 2026 12:19 tarihinde Psikolog Ecem Bakıner tarafından cevaplandı.

  • Cevaplandı

  • Paylaş:

Merhaba sevgili danışan,


Yazdıklarınızı okurken ne kadar yorulduğunuzu, çaresiz hissettiğinizi ve bu düşüncelerle ne kadar uzun zamandır mücadele ettiğinizi hissedebiliyorum. Anlattıklarınız bana yalnızca eşinizin geçmiş ilişkileriyle ilgili bir kıskançlığı değil, aynı zamanda yaşanamamış bir gençliğin, ertelenmiş isteklerin ve tutulmayı bekleyen bir yasın da varlığını düşündürdü.


Yazdıklarınızı birlikte biraz ele alalım isterim.


Çocukluğunuzdan ve ergenliğinizden bahsederken, hayatınızın büyük bir bölümünü "iyi kız olma" çabasıyla geçirdiğinizi görüyorum. Ailenizin yüzünü yere eğdirmemek, yanlış bir şey yapmamak, kurallara uymak ve kendinizi korumak sizin için çok önemli olmuş. Hatta bunu öyle içselleştirmişsiniz ki, biriyle öpüşmenin bile sizi cehenneme götüreceğine inanmış, tecavüze uğrama korkusuyla yakın ilişkilerden uzak durmuşsunuz. O dönemde bunlar sizin için yalnızca kurallar değil, aynı zamanda güvende kalmanın da bir yolu olmuş olabilir.


Bazen çocuklukta ve ergenlikte öğrendiğimiz kurallar, zamanla kendi istek ve ihtiyaçlarımızın önüne geçebilir. Siz de sanki uzun yıllar boyunca "Ben ne istiyorum?" sorusundan çok, "Benden ne bekleniyor?" sorusuna göre yaşamış gibisiniz. O dönem kendi merakınızı, romantik duygularınızı, yakınlık kurma isteğinizi ya da gençliğin getirdiği deneyimleri geri plana atmış olabilirsiniz. Çünkü o günkü koşullarınızda doğru olanın bu olduğuna inanıyordunuz.


Bugün ise geriye dönüp baktığınızda, "İyi kız olmanın bir ödülü olacağını bekledim." diyorsunuz. Bu cümle oldukça can acıtıcı. Çünkü sanki içinizdeki bir yan hâlâ "Ben bu kadar fedakârlık yaptım, kendimi bu kadar kısıtladım ama bunun karşılığında ne aldım?" diye soruyor. Bu nedenle bugün hissettiğiniz duygu yalnızca pişmanlık gibi görünmüyor; aynı zamanda büyük bir hayal kırıklığı, öfke ve adaletsizlik hissi de içeriyor olabilir. "Cezalandırılmış gibi hissediyorum." derken belki de tam olarak bunu anlatmaya çalışıyorsunuz.


Bir başka dikkatimi çeken nokta ise "Üniversiteye kadar erkeklerden hiç ilgi görmedim." ve "Hayatım boyunca hiçbir konuda kimsenin önceliği ya da tercih ettiği kişi olmadım." cümleleriniz oldu. Bunlar yalnızca romantik ilişkilerden bahsetmiyor gibi geldi bana. Sanki uzun zamandır içinizde taşıdığınız "Ben seçilen biri değilim." hissine de dokunuyor. Çünkü çocukluğunuzda da, hep başklarının isteklerini yapmaya çalışırken, tercih ettiğiniz kişi kendiniz olamamış olabilirsiniz. Elbette bunu yalnızca yazdıklarınıza dayanarak kesin olarak söylemek mümkün değildir; ancak çocukluk ve ergenlik dönemindeki yaşantılarımız, kendimizle ve ilişkilerimizle ilgili geliştirdiğimiz inançları etkileyebilir.


Bu nedenle eşinizin sizden önce ilişkiler yaşamış olması, belki de tek başına acı veren şey değildir. Asıl can yakan, onun yaşayabildiği bir dönemi sizin yaşayamamış olmanız olabilir. Hatta bunu siz de fark etmiş gibisiniz. "Eşimin bir suçu yok.", "Kendimi suçlamıyorum.", "Gençliğini yaşayan insanların hepsini kıskanıyorum." diyorsunuz. Bu cümleler bana, aslında öfkenizin eşinizden çok kaçırdığınıza inandığınız yıllara yöneldiğini düşündürdü.


Elbette ilişkinizin üçüncü gününde size başka bir isimle seslenmesi ya da siz tanışmadan kısa süre önce eski sevgilisiyle görüşmüş olması can yakıcı deneyimler olabilir. Bunların sizde iz bırakması oldukça anlaşılabilir. Ancak dikkatimi çeken nokta, bu olayların üzerinden tekrar tekrar geçmeniz ve eski ilişkilerle ilgili ayrıntıları sürekli öğrenme ihtiyacı hissetmeniz oldu. Bazen zihnimiz "Biraz daha ayrıntı öğrenirsem rahatlayacağım." diye düşünür. Fakat çoğu zaman her yeni bilgi, zihnin yeniden üzerinde düşüneceği yeni bir malzemeye dönüşebilir. Böylece kişi eşinin geçmişiyle değil, zihninde tekrar tekrar kurduğu senaryolarla mücadele etmeye başlayabilir.


Yazınızın sonunda özellikle bir cümleniz üzerinde durmak istedim: "Uyuyup uyanınca 16 yaşımdaki halimle yeniden başlamak istiyorum." Merak ediyorum; neden özellikle 16 yaş? O yaş sizin için neyi temsil ediyor olabilir? Belki de özlemini duyduğunuz şey yalnızca bir sevgiliye sahip olmak değildi. Belki ilk kez beğenilmek, flört etmek, hata yapabilmek, özgürce seçimler yapmak, birini merak etmek ya da kendi isteklerinizi suçluluk duymadan yaşayabilmekti. Bazen kişi bir ilişkiyi değil, o ilişkiyle birlikte yaşayabileceği duyguları özler. Veya, yaşamak isteyip yaşayamadığınız anılara mı dönmek isterdiniz?


Elbette bugün 16 yaşınıza geri dönmeniz mümkün değil ve bunu söylemek yaşadığınız kaybı küçümsemek anlamına gelmez. Çünkü gerçekten de bazı yaşantılar yalnızca o döneme aittir ve bunun yasını tutuyor olabilirsiniz. Ancak o yaşlarda özlemini duyduğunuz birçok ihtiyaca bugün de alan açmanız mümkündür. Kendinizi daha çok önceliklendirmek, yeni deneyimlere izin vermek, hata yapabilmeyi öğrenmek, kendi isteklerinizi fark etmek ya da geçmişte ertelediğiniz şeyleri bugün deneyimlemek, belki 16 yaşındayken istediğiniz ama yapamadığınız, şu anda hala yapabileceğiniz deneyimleri yaşamaya izin vermek... Bunlar 16 yaşınızı geri getirmez; ancak o dönemde yarım kalan parçalarınıza bugün şefkatle yaklaşabilmeniz için yeni bir alan oluşturabilir.


Son olarak yazınızda bahsettiğiniz nefes almakta zorlanma, kasılmalar ve ağlama krizleri de oldukça önemli. Bunlar, yaşadığınız duygusal yükün artık bedeninizde de karşılık bulmaya başladığını düşündürüyor. Bu nedenle yaşadığınız süreci yalnızca "eşimin geçmişini neden kabullenemiyorum?" sorusuyla ele almak yerine, çocukluğunuzdan bugüne taşıdığınız inançları, yaşanamamışlıkların yasını ve bugün sizi bu kadar zorlayan düşünce döngülerini imkanınız varsa psikologla birlikte çalışmanız oldukça destekleyici olabilir.


Bazen terapi, geçmişi değiştirebilmeyi sağlamaz. Ancak geçmişin bugünkü hayatınızı yönetmesine engel olabilmek, yaşanamamışlıkların yasını tutabilmek ve bugün kendiniz için yeni deneyimlere alan açabilmek konusunda size eşlik edebilir. Bazen iyileşmek, geçmişi yeniden yaşayabilmek değil; geçmişte yaşayamadıklarımızın yasını tutarken bugüne yeni yaşantılar ekleyebilmektir.


Tekrardan danışmak istediğiniz bir konu olursa her zaman burada olacağım.

Sevgiyle Kalın

Psikolog Ecem Bakıner

alinti

Söyleyebileceğim çok şey var ama hepsini 2 kelimeye sığdırmak istiyorum teşekkür ederim ❤

Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.

Yorumlar

Psk. Ecem Bakıner

Rica ederim sevgili danışan, umarım cevabım size çok iyi gelmiştir. Tekrardan danışmak istediğiniz bir konu olursa her zaman buradayım. Sevgiyle Kalın Psikolog Ecem Bakıner

29 Temmuz 2026 18:32

Cevaplanmış benzer sorular