Yakışıklı hemcins görünce moralim bozuluyor
Kendimi çok çirkin hissediyorum kendimi bildim bileli böyle düşünüyorum. Bana çok çirkin olduğumu da yakışıklı olduğumu da iddia eden kızlar ve erkekler oldu flört vs romantik ilişkim de oldu ama ben yine de kendimi yetersiz hissediyorum çünkü yüzümü çok beğenmiyorum ayrıca kısa boylu ve cılızım yakışıklı erkek görünce çok kıskanıyorum ben niye öyle değilim diyorum öyleleri varken kim beni tercih etsin diye düşünüyorum bu da moralimi bozuyor. Gerçeklik payı var aslında düşündüğüm şeyin ama bu durumu atlatmasam da nasıl moralimi bozmadan kanıksarım merak ediyorum
Bu soru 5 Temmuz 2026 16:08 tarihinde Psikolog Ecem Bakıner tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba sevgili danışan,
Yazdıklarınızdan bu düşüncelerin sizi ne kadar etkilediğini görmemek elde değil. Gerçekten de uzun zamandır bununla yaşamak ve sürekli kendinizi başkalarıyla kıyaslamak oldukça yorucu olmalı. Yazdıklarınızı birlikte ele almak isterim.
Öncelikle, yazdıklarınızda yoğun bir çatışma var. Bir yandan sizi yakışıklı ve çekici bulan, sizinle flört eden ya da romantik ilişki kuran insanlar olmuş; diğer yandan siz kendinizi hiç beğenmiyor, yetersiz ve çirkin hissediyorsunuz. Burada konu yalnızca yakışıklılık gibi görünmüyor. Biraz da bu konunun sizin için bir öz değer meselesi hâline gelmiş gibi duruyor. Çünkü "Yakışıklı değilsem sevilmem.", "Yetersizim.", "Benden daha yakışıklı insanlar varken neden beni tercih etsinler?" gibi düşünceler zamanla içinizde güçlü bir iç sese dönüşmüş olabilir. Sanki değerinizi görünüşünüze sıkı sıkıya bağlayan bir tarafınız var ve o taraf size sürekli "Yeterince yakışıklı değilsem, yeterince tercih edilebilir biri de değilim." diyor.
Burada iki şeye bakmak iyi gelebilir.
İlki, "gerçek" ile "yorum" arasındaki farkı ayırt edebilmek. Evet, boyunuz kısa olabilir, bedeniniz ince olabilir; bunlar fiziksel özelliklerinizdir ve bunları yok saymak gerçekçi olmaz. Ancak "Öyleleri varken kim beni tercih etsin ki?" cümlesi artık bir veri değil, bu özelliklere yüklediğiniz anlamdır. Yani zihninizin ürettiği, ama gerçekle birebir aynı olmak zorunda olmayan bir yorumdur. Bazen zihnimiz, geçmişte duyduğumuz eleştirilerden, toplumsal güzellik algılarından ya da kendi kıyaslamalarımızdan etkilenerek bize oldukça sert hikâyeler anlatabilir. Küçüklükte duyduğumuz sözler ya da zaman içinde içselleştirdiğimiz mesajlar, zamanla kendi iç sesimiz hâline gelebilir. Ancak bir düşünceyi sık sık düşünüyor olmak, onun doğru olduğu anlamına gelmez.
İkinci olarak ise, sizin hikâyenizde "çekicilik" sanki yalnızca yüz ve beden üzerinden tanımlanmış gibi görünüyor. Oysa gerçek hayatta insanlar birine sadece fiziksel görünüşü nedeniyle bağlanmazlar. Enerjisi, mizahı, iletişim şekli, şefkati, güven vermesi, hayata bakışı gibi birçok özellik de çekiciliğin önemli parçalarıdır. Sizin de flörtler ve romantik ilişkiler yaşamış olmanız, insanların sizde sadece dış görünüşü değil, başka özellikleri de gördüğünü düşündürüyor. Bu nedenle kendinizi yalnızca aynadaki görüntünüz üzerinden değerlendirmek, sahip olduğunuz diğer özellikleri gölgede bırakabilir.
Bir başka nokta da sürekli kendinizi sizden daha yakışıklı bulduğunuz kişilerle kıyaslıyor olmanız. Kıyaslama yaptığımızda zihnimiz genellikle bizden daha iyi olduğunu düşündüğü örnekleri seçer ve bu da kendimizi olduğumuzdan daha yetersiz hissetmemize neden olabilir. Oysa siz de başka birinin kendisini kıyasladığı kişi olabilirsiniz. Kendimizi sürekli bir yarışın içinde görmek, çoğu zaman özgüvenimizi beslemek yerine onu daha da zayıflatır.
"Bu duyguyu nasıl kanıksarım?" diye sormuşsunuz. Belki de amaç bu duygudan tamamen kurtulmak ya da onu yok etmek değildir. Daha gerçekçi hedef, bu duygu geldiğinde onun hayatınızı yönetmesine izin vermemeyi öğrenmektir. Yani "Evet, şu an kendimi çirkin hissediyorum ama bu his, kimsenin beni beğenmeyeceği ya da sevilmeyeceğim anlamına gelmiyor." diyebilmek zamanla daha işlevsel olabilir.
Bunun yanında, kendinizle kurduğunuz ilişkiye de biraz daha yakından bakmayı deneyebilirsiniz. Kendinizi gün içinde ne kadar eleştiriyorsunuz? Aynaya baktığınızda ilk dikkatiniz hep eksik gördüğünüz yerlere mi gidiyor? Yakın bir arkadaşınız sizin hakkınızda sizin kendinize söylediğiniz kadar sert cümleler kursaydı ona ne hissederdiniz? Bazen bu sorular, kendimize ne kadar acımasız davrandığımızı fark etmemize yardımcı olabilir.
Elbette dış görünüş insanların ilk izlenimlerinde etkili olabilir; bunu tamamen yok saymak gerçekçi olmaz. Ancak bir insanın sevilmesini, tercih edilmesini ve değerli bulunmasını belirleyen tek şey de dış görünüş değildir. Bunu kendi yaşam deneyiminiz de aslında bir ölçüde gösteriyor. Siz, kendinizi yeterince beğenmemenize rağmen insanlar sizinle yakınlık kurmuş, sizi tanımak istemiş ve ilişkiler yaşamışsınız. Bu da bize, insanların sizi yalnızca görünüşünüz üzerinden değerlendirmediğini gösteren önemli bir deneyim.
Belki de zamanla kendinize şu soruyu sormayı deneyebilirsiniz: "Ben gerçekten çirkin olduğum için mi böyle hissediyorum, yoksa uzun yıllardır kendime bunu söylediğim için mi artık buna inanıyorum?" Bu sorunun cevabı üzerinde düşünmek bile bazen bakış açımızda küçük ama önemli değişimler yaratabilir.
Tekrardan sormak, danışmak istediğiniz bir konu olursa her zaman burada olacağım.
Sevgiyle Kalın
Psikolog Ecem Bakıner
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.