Yalnızlık ve duygusal boşluk
Bu soru 26 Ağustos 2026 14:34 tarihinde Psikolog Ecem Bakıner tarafından cevaplandı.
- Paylaş:
Merhaba sevgili danışan,
Yazdıklarınızdan ne kadar yorgun ve yalnız hissettiğinizi fark etmemek mümkün değil. Gerçekten de hayatınız boyunca taşıdığınız yükler düşünüldüğünde, bugün “artık çok ağır geliyor” cümleniz oldukça anlaşılır bir yerde.
En başında çocukluğunuz oldukça ağır geçmiş. Sevgiye ve güvene ihtiyaç duyduğunuz bir dönemde yaşadığınız sevgisizlik, şiddet ve yalnızlık duygusu, ilerleyen yıllarda kurduğunuz ilişkilerde de kendinize nasıl bir yer verdiğinizi etkilemiş olabilir. Belki bir noktada “bu kez sevileceğim”, “bu kez hayatım değişecek” umuduyla bir evlilik kurdunuz. Fakat 30 yıl süren evliliğinizin sonunda, uzun yıllar katlandığınız bir ilişkinin içerisinden çıkmayı seçmişsiniz. Bu, geçmişte yaşadıklarınızı küçümsemeden, bugün kendiniz için farklı bir seçim yapabildiğinizi de gösteriyor.
Ve yazdıklarınızdan şunu görebiliyorum: Siz hayatınız boyunca hep veren tarafta olmuşsunuz. Çocukken sesinizi kısmışsınız, evlilikte katlanmışsınız, ardından anne olmuşsunuz… Belki de kendinizi çoğu zaman başkalarının ihtiyaçları üzerinden tanımlamak zorunda kalmışsınız. Şimdi çocuklarınız kendi hayatlarını kurmuşken, geriye dönüp “Peki benim hayatım ne zaman başlayacak?” "Ben ne istiyorum?" diye sormanız çok anlaşılır. Aslında bu soru oldukça kıymetli. Çünkü yalnızca ne kadar yorulduğunuzu değil, içinizde hâlâ kendi hayatını yaşamak isteyen bir taraf olduğunu da gösteriyor.
Belki de bundan sonraki süreç yalnızca hayatınıza bir “yoldaş” bulmaktan ibaret olmayacak. Elbette sevilmek, birisiyle hayatı paylaşmak, duygusal bir yakınlık yaşamak çok insani ve anlaşılır ihtiyaçlar. Fakat belki ilk kez, kendinizi yalnızca anne, eş ya da bir başkasına destek olan kişi olarak değil; kendi istekleri, ihtiyaçları, merakları, sınırları ve hayalleri olan bir kadın olarak yeniden tanımaya başlayacağınız bir dönem de olabilir.
Çünkü geçmişte sevgisiz kalmış olmanız, bundan sonra da sevgisiz kalacağınız anlamına gelmez. Çocukluğunuzda size verilmeyen sevgiyi bugün kendinize vermeyi öğrenmeniz mümkün. Aynı şekilde geçmişte kurduğunuz ilişkilerde yaşadığınız hayal kırıklıkları da gelecekte kuracağınız bütün ilişkilerin aynı şekilde ilerleyeceği anlamına gelmez.
Bazen geçmişte öğrendiğimiz ilişki biçimleri, farkında olmadan bugün yaptığımız seçimlere de eşlik edebilir. Bu nedenle bundan sonraki süreçte yalnızca “Hayatıma doğru kişi ne zaman girecek?” sorusuna değil; “Ben nasıl bir ilişkide kendimi güvende ve değerli hissederim?”, “Neye ihtiyacım var?”, “Neye artık razı değilim?” ve “Kendime nasıl bir hayat kurmak istiyorum?” sorularına da bakmak önemli olabilir.
Bu soruların cevaplarını verirken kendinizi zorlamayın. Bazen istek ve ihtiyaçlar aynı anda ortaya çıkmasa da, aklınızda geldikçe bir kağıda bile yazabilirsiniz. Bunlar, uzun zamandır yapmak isteyip ertelediğiniz bir şey, tanışmak istediğiniz insanlar, gitmek istediğiniz bir yer, öğrenmek istediğiniz bir şey, kendinize ayırmak istediğiniz bir zaman bile olabilir. Çünkü bazen yalnızlığın içinden çıkmak, hayatımıza hemen birini dahil etmekten önce hayatımızın içerisine yeniden kendimizi dahil etmekle başlıyor.
Bir başka küçük adım da her gün yalnızca kendiniz için yaptığınız bir şeyi fark etmek olabilir. Çok büyük değişikliklere ihtiyacınız yok. Tek başınıza bir kahve içmek, yürüyüşe çıkmak, yeni bir yere gitmek, bir arkadaşla iletişim kurmak ya da uzun zamandır ertelediğiniz bir şeyi denemek… Buradaki amaç “yalnız kalmayı sevmeyi öğrenmek” değil. Çünkü sizin ihtiyacınızın yalnızca yalnız kalabilmek olmadığını çok net duyuyorum. Sizin ihtiyacınız bağ kurmak, görülmek, sevilmek ve hayatı paylaşabilmek. Ancak bunu beklerken kendi hayatınızı askıya almak zorunda değilsiniz.
Hatta belki kendinize şu soruyu da sorabilirsiniz:
“Hayatıma şu an istediğim kişi hiç girmeyecek olsaydı, ben yine de nasıl bir hayat yaşamak isterdim?” Bu soru, umudu kaybetmek için değil; hayatınızın ana karakterinin yeniden siz olabilmeniz için önemli olabilir.
Bir de özellikle “uyuyamıyorum” ve “hayat anlamsız geliyor” cümlelerinize de dikkat çekmek isterim. Bunlar uzun süredir taşıdığınız yalnızlığın ve duygusal yükün artık sizi oldukça zorladığını gösteriyor olabilir. Maneviyatınızın size güç vermesi çok kıymetli; fakat bunun yanında profesyonel bir destek almanız da bu yükü tek başınıza taşımamanız açısından önemli olabilir. Özellikle bu anlamsızlık hissi artıyor, günlük yaşamınızı belirgin biçimde etkiliyor ya da kendinize zarar verme veya yaşamınızı sonlandırma yönünde düşünceler eşlik ediyorsa, bunu mutlaka bir psikolog eşliğinde değerlendirmenizi ve yalnız kalmamanızı isterim.
Ve belki bugün kendinize söyleyebileceğiniz en önemli cümle şu olabilir: “Ben sadece anne değilim. Benim de yaşanmamış, merak ettiğim, istediğim ve yeniden kurabileceğim bir hayatım var.”
Belki bundan sonraki süreç, hayatınızın geride kalan kısmını telafi etmeye çalışmaktan çok, bundan sonrasını ilk kez gerçekten kendiniz için kurmaya başlamakla ilgili olacak. Geçmişte size verilmeyen sevgiyi değiştirilmese de; bundan sonra kendinize nasıl davranacağınızı, hayatınızda kimlere yer vereceğinizi ve kendiniz için nasıl bir yaşam kuracağınızı seçme hakkınız her daim var.
Tekrardan danışmak istediğiniz bir konu olursa her zaman bana ulaşabilirsiniz.
Sevgiyle Kalın
Psikolog Ecem Bakıner
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik tanı ve tedavi niteliği taşımayan, genel psikolojik bilgilendirme amaçlıdır.