Psk. Serra Canseven
Kocaeli
Yüz yüze ve online psikolojik danışmanlık, yetişkin ve ergen psikolojisi, aile danışmanlığı, oyun terapisi
Uzman Hakkında
Eğitim hayatını Psikoloji lisans Okan Üniversitesi(tam burslu), Çocuk Gelişimi önlisans Sakarya Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Öğrenci yurtlarında, anaokullarında, özel kliniklerde ve gönüllü platformlarda deneyim kazanarak hem teorik hem de uygulamalı bilgi birikimini geliştirmiştir. Alanıyla ilgili çeşitli eğitimler ve sertifika programlarına katılarak mesleki gelişimini sürdürmüştür. Rehabilitasyon merkezinde özel gereksinimli çocuklarla ve kendi merkezinde danışmanlarını kabul etmektedir.
Eğitim
- Okan Üniversitesi Psikoloji - Lisans
Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)
- Aile Danışmanlığı
- Oyun Terapisi
- Projektif ve Objektif Testler
- Kısa Süreli ve Çözüm Odaklı Terapi
- Bilişsel Davranışçı Terapi
- Çocuk Resimleri Analizi
- Masal Terapisi
- Davranışçı Müdahale Teknikleri
- Sanat Terapisi
- Travma Sonrası Stres Bozukluğu
- Çocuk Yogası
Uzmanlık Alanları
Çalışma Ekolleri
- Bilişsel Davranışçı Terapi
- Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi
- Oyun Terapisi
Cevaplar (23)
Yazdıklarınızı okurken ne kadar uzun zamandır mücadele ettiğiniz ve ne kadar yorulduğunuz hissedilebiliyor. Anlattığınız durum, takıntı ve zorlantı döngüsüne oldukça benziyor. O hareketi yapmadığınızda yaşadığınız yoğun huzursuzluk, çarpıntı, titreme ve terleme gerçek belirtilerdir. Hareketi yaptığınızda gelen kısa süreli rahatlama ise maalesef beynin "bunu yaparsam güvende olurum" diye öğrenmesine neden olduğu için rahatlama döngüsüdür. Yani bunu yaşamanız, iradenizin zayıf olduğu anlamına gelmez. Çene ekleminizde oluşan ses ve rahatsızlık da uzun süre aynı hareketleri tekrar etmenin bir sonucu olabilir. Bu nedenle hem bir çene cerrahı tarafından değerlendirilmeniz hem de OKB için profesyonel destek almanız önemlidir. En önemlisi şunu bilmenizi isterim: Bu durum tedavi edilebilir. Bununla yaşayan birçok kişi, uygun terapi ve gerektiğinde psikiyatri desteğiyle bu döngünün şiddetini önemli ölçüde azaltabiliyor. Siz de yıllardır böyle yaşıyor olsanız bile değişim mümkündür. Bu süreçte kendinizi suçlamamaya çalışın. Çünkü siz bunu istediğiniz için değil, kaygınızı azaltabilmek için yapıyorsunuz. Kendinize karşı daha şefkatli olmaya çalışın ve bu yükü tek başınıza taşımayın. Size küçük bir önerim de şu olabilir: Takıntı geldiğinde onunla savaşmak yerine, "Şu an OKB bana bunu yaptırmaya çalışıyor. " diye kendinize hatırlatın. Bu düşünceyi fark etmek bile, zamanla döngüyü kırmaya yönelik önemli bir adımdır. Yerleşmiş zorlantılarla mücadelede kullanılan yöntemlerden biri de, mümkün olduğunda davranışı hemen yapmak yerine kısa bir süre ertelemeyi denemektir. İlk başta bu süre sadece birkaç saniye bile olabilir. Amaç kaygıyla yavaş yavaş kalabilmeyi öğrenmek ve beynin, "Bu davranışı yapmadan da kaygı zamanla azalabilir. " deneyimini yaşamasına fırsat vermektir. Bunu tek başınıza yapmak zorunda değilsiniz; bir uzmanın eşliğinde ilerlemek çok daha güvenli ve etkili olacaktır. Yardım istemeniz ve yaşadıklarınızı paylaşmanız bile çok değerli bir adım.
Uzak mesafe ilişkilerinde, özellikle birlikte geçirilen güzel günlerin ardından ayrılık sonrası yoğun özlem hissetmek oldukça anlaşılabilir bir durumdur. Ancak yaşadığınız duyguların yalnızca özlemden kaynaklanıp kaynaklanmadığını birlikte değerlendirmek önemli. Genç yetişkinlik döneminde hem kimlik gelişimi hem de gelecek kaygıları yoğun yaşanabilir. Hazırlık süreci, sınav stresi ve günlük yaşamın getirdiği yük de duygularınızı daha yoğun hissetmenize neden olabilir. Zaten yorgun olduğunuz bir süreçte romantik ilişkinin de yorgunluğu üst üste gelmiş gibi, bu yüzden ben ne yaşıyorum hissi oluşması çok normaldir. Bu karmaşık hislerin altında yatan gerçek duyguları ve ihtiyaçları anlayıp, temas etmek önemlidir. Şu an kendinize şu soruları sormanız faydalı olabilir: 'Ben en çok neyi özlüyorum?', 'Bu ilişkide hangi ihtiyacım karşılanıyordu?', 'Onun yanında kendimi nasıl hissediyordum ve şu an eksikliğini hissettiğim şey tam olarak ne?' Çünkü bazen özlediğimiz sadece kişi değil; onun yanında hissettiğimiz güven, ait olma, ilgi görme ya da anlaşılma duygusu olabilir. Bir süre kendinize zaman tanıyın. Duygularınızı bastırmadan yaşayın ama tüm dikkatinizi yalnızca bu ilişkiye vermek yerine kendi sosyal yaşamınıza, hedeflerinize ve günlük rutininize de alan açmaya çalışın. Gerçek bir ruhsal ve fiziksel dinlenmeye ihtiyacınız olduğu çok açık. Eğer bu yoğun duygular uzun süre devam eder, günlük yaşamınızı ve işlevselliğinizi belirgin şekilde etkilemeye başlarsa bir uzmandan destek almanız da süreci daha sağlıklı yönetmenize yardımcı olabilir.
Merhaba. Aktardıklarınız , sadece bugün yaşadığınız bir özgüven sorunu değil; çocuklukta yaşadığınız deneyimlerin bugün ilişkilerinizi etkilemeye devam ettiğini düşündürüyor. Özellikle otoriter kadın figürleri tarafından incinmiş olmak, zihninizde "Kadınlar beni eleştirir, reddeder ya da beni kabul etmez. " şeklinde bir temel inanç oluşturmuş olabilir. Bu nedenle bugün karşınıza baskın bir kadın çıktığında aslında sadece o kişiye değil, geçmişte yaşadığınız duygulara da tepki veriyor olabilirsiniz. Bu durum sizin zayıf ya da yetersiz olduğunuzu göstermez. Travmalar, benzer durumlarla karşılaşıldığında yeniden tetiklenebilir ve kişi kendini çocuklukta hissettiği kadar savunmasız hissedebilir. Dikkatimi çeken bir diğer nokta ise değerinizi, diğer kadınların sizi sevip sevmemesi ya da onaylaması üzerinden değerlendirmeye başlamanız. Oysa öz değer, başkalarının size nasıl davrandığıyla değil, sizin kendinizle kurduğunuz ilişkiyle şekillenir. Sürekli dışarıdan onay aramak, zamanla kişinin kendi sesini duymasını zorlaştırabilir. Kendinize şu soruyu sormanızı isterim: "Ben gerçekten bu kişinin beni sevmesine mi ihtiyaç duyuyorum, yoksa çocukken alamadığım kabul görme duygusunu mu arıyorum?" Bu iki ihtiyacı ayırabilmek iyileşme sürecinde önemli bir adımdır, ki farkındalığı yüksek biri olarak bunu çözebileceğinizi düşünüyorum. Bu süreçte öz şefkat çalışmaları, düşünce kalıplarını fark etmeye yönelik bilişsel çalışmalar ve geçmiş yaşantılarınızın bugünkü etkilerini ele alacağınız bir danışmanlık süreci oldukça faydalı olabilir. Çünkü amaç tüm kadınların sizi sevmesini sağlamak değil; biri sizi sevmediğinde bile bunun kendi değerinizi belirlemediğini hissedebilmektir. Siz zaten değerinizi kanıtlamak zorunda olan biri değilsiniz. Çalışılması gereken nokta, bunu zihninizin ve duygularınızın da kabul edebilmesidir.
Yazdıklarınızdan sadece ilişkiyle ilgili bir kararsızlık yaşamadığınızı, uzun süredir taşıdığınız duygusal yükün artık bedene de yansımaya başladığını anlıyorum. Sürekli aynı düşüncelerin içinde olmak, baş ağrıları yaşamak, başka hiçbir şeye odaklanamamak ve kendini çaresiz hissetmek; zihninin ve bedeninin bize 'bir şeylerin değişmeye ihtiyacı var' dediğinin işareti olabilir. Şu an ilişki, hayatın merkezine yerleşmiş gibi görünüyor. Oysa kendi iyi oluşunuzu merkeze koyabildiğinizde hem duygularınızı hem de ilişkilerinizi daha sağlıklı değerlendirebilirsiniz. Çünkü tüm yaşam tek bir alana bağlandığında, yaşanan her sorun tüm hayatı etkiler hâle gelir. Bu süreçte bir uzmandan destek almanız, yaşadığınız duyguları anlamlandırmanıza ve düşünce döngülerini fark etmenize yardımcı olacaktır. Kendinize destek olmak için duygu ifade günlüğü tutabilir, gevşeme ve nefes egzersizleriyle bedendeki gerginliği azaltmayı deneyebilirsiniz. Bedeniniz şu an size sinyal veriyor; bu sinyalleri görmezden gelmek yerine onları anlamaya çalışmak, iyileşmenin önemli bir adımıdır. Bazen dinlenmeden, değerlendirmeden, geriye çekilip gözlemlemeden devam etmek toparlanmayı daha da zor ve imkansız gösterebilir. İfade edemediğimiz ya da bastırdığımız duygular, fiziksel belirtilerle kendini göstermeye başlar. Sizin ifadeye, anlatmaya, anlaşılmaya ihtiyacınız var. Karmaşık duyguların, tekrar eden döngülerin öfke yaratması çok normaldir. Bu nedenle yaşadığınız süreci tek başına çözmeye çalışmak yerine bir uzmandan destek almanızı öneririm. Profesyonel destek, yaşadığınız duyguları anlamlandırıp, düşünce kalıplarını fark etmenize, dönüştürmenize sizin için en sağlıklı yolu bulmanıza yardımcı olacaktır.