Gizem Yıldırım

Uzm. Psk. Gizem Yıldırım

Ankara

EMDR terapisi, İmge Terapi, Kaygı Bozuklukları (Kaygı, OKB, vb.), Ergen ve Genç Yetişkin Danışmanlığı

5.0
(5 Yorum)

Uzman Hakkında

Ufuk Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden başarıyla mezun oldum. Akademik ve profesyonel kariyerimde, klinik psikoloji ve psikoterapi alanlarında kapsamlı bilgi birikimi ve uygulama tecrübesi edindim.

Lisans eğitimim süresince, Dr. Sami Ulus Kadın Doğum Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde stajyer psikolog olarak çocuk zeka testleri üzerine yetkinliğimi artırdım; aynı zamanda Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB), Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ile Otizm Spektrum Bozukluğu tanısı almış danışanların görüşmelerinde aktif gözlemci olarak yer aldım. Nöropsikiyatrik alanlardaki bu deneyimimi takiben, bir huzurevi ve yaşlı bakım merkezinde Şizofreni ve Bipolar Bozukluk tanılarına sahip yaşlı bireylerle gözlem temelli temaslarda bulundum.

Mezuniyet sonrası dönemde, bir danışmanlık merkezinde gerçekleştirdiğim staj sürecinde Dokuz Tip Mizaç Modeli'ni (DTMM) detaylıca deneyimledim. Bu dönemde Rorschach, SBST, SCL90 ve WISC-R gibi standart testleri uygulayarak DTMM'ye göre raporlama yapma tecrübesi kazandım; aynı zamanda psikodrama uygulamalarında aktif olarak rol aldım. Ayrıca Oyun Terapisi, Masal Terapisi, WISC-R ve Objektif/Projektif Testler (TAT, CAT, Louissa Duss, Beier, Benton, Metropolitan, vb.) uygulama ve raporlama eğitimlerimi tamamlayarak değerlendirme yetkinliğimi güçlendirdim.

Konya'da Psikon Sağlık ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi'nde Psikolog olarak göreve başladım. Kurum bünyesinde çocuk, ergen ve genç yetişkin gruplarıyla psikoterapi süreçlerini yürüttüm. Bu aktif çalışma döneminde, KTO Karatay Üniversitesi'nde Disiplinlerarası Aile Danışmanlığı Tezli Yüksek Lisans programını başarıyla tamamladım. Tez çalışmam, "Ailelerin Beslenme ve Fiziksel Aktivite Durumlarının Dijital Ebeveynlik Becerilerine Etkisinin İncelenmesi" başlığını taşımaktadır.

Mesleki gelişimime olan bağlılığım doğrultusunda, İmge Terapi uygulayıcı eğitimini tamamlayarak İmge Terapist ünvanını aldım ve EMDR 1. Düzey eğitimini tamamladım. Kariyerimde gösterdiğim başarılar neticesinde, kurum yöneticiliği pozisyonuna terfi ettim. Kurumsal görevlerimin yanı sıra, uzmanlık alanlarımla ilgili üniversitelere ve kurumlara yönelik konferanslar vermekteyim. Şu anda Ankara’daki ofisimde ergen ve genç yetişkin danışanlarıma bireysel danışmanlık hizmeti vermeye devam etmekteyim.

Eğitim

  • Ufuk Üniversitesi - Lisans
  • KTO Karatay Üniversitesi - Yüksek Lisans

Seminerler / Konferanslar (Sertifikalar)

  • 1. Düzey EMDR
  • MOXO Uygulayıcı Eğitimi
  • Oyun Terapisi
  • WAIS Yetişkin Zeka Testi
  • Çocuk ve Ergenlerde Bilişsel Davranışçı Terapi Eğitimi
  • Migren ve Fibromiyaljide EMDR
  • Moxo Süpervizyon Sertifikası
  • Bebek, Çocuk ve Ergen İlk Görüşme Teknikleri
  • Projektif Testler Uygulayıcı Eğitimi
  • Objektif Testler Uygulayıcı Eğitimi
  • Psikopedogojik Açıdan Çocuk Resim Analizi ve Çocuk Resim Testleri
  • Wisc-R Uygulayıcı Eğitimi
  • Psikolojik İlk Yardım
  • PTSD
  • PERGEL Uygulayıcı Eğitimi
  • Oyun Terapisi Eğitimi
  • Motivasyon ve İçsel Liderlik
  • Beden Dili ve Etkili İletişim Teknikleri
  • Hitabet ve İnsanları Etkileme Sanatı
  • İş Sağlığı ve Güvenliği
  • Moxo Süpervizyon Sertifikası

Uzmanlık Alanları

Yas
Travma ve TSSB
Obsesif Kompulsif Bozukluk
Anksiyete
Duygudurum Bozuklukları
Yetişkin Psikolojisi
Ergen Psikolojisi
Özgüven Problemleri
Kronik Ağrı
Mükemmelliyetçilik
Sosyal Kaygı
Duygusal Yeme
Sınav Kaygısı
Kardeş Kıskançlığı
Kariyer Rehberliği
Akran Zorbalığı

Çalışma Ekolleri

  • BDT
  • EMDR
  • İmge Terapi

Cevaplar (51)

Merhaba, anlattıklarınıza göre oğlunuz hem "kendilik algısı" hem de "kaygı" ile zorlanıyor gibi görünüyor. Özellikle "Kimse beni sevmiyor. ", "Keşke ben olmasaydım. " gibi ifadeler ile okulda "utanıyorum", "kalbim çarpıyor" demesi (kalp çarpıntısı bir kaygı belirtisidir), sosyal ortamlarda yoğun kaygı yaşadığını ve kendisini olumsuz değerlendirdiğini gösterebilir. Bu nedenle bu söylemleri "çocuk sözü" diyerek geçiştirmemek önemlidir. Oğlunuzun evde sinirli olmasını şu şekilde değerlendirmeliyiz: Okulda yaşadığı bütün içsel sıkıntılarını, gösteremediği tepkilerinin evde yani güvenli alanında dışa vurumudur. Özgüvenini destekleyebilmek adına yaşadığı olumsuz duygularında duygularını hemen değiştirmeye çalışmak yerine önce onu anlamaya odaklanmanız faydalı olacaktır. Örneğin "Öyle düşünme, seni herkes seviyor. " demek yerine, "Bunu söylediğinde çok üzgün hissettiğini fark ediyorum. Sana bunu düşündüren ne oldu?" gibi açık uçlu sorularla duygularını ifade etmesine alan açabilirsiniz. Şu anda tek bir arkadaşı olduğundan ve onun da zorbalık yaptığından bahsettiğinizi görüyorum. "Kimse benimle arkadaş olmaz. " diye düşünmesi, özgüveninin de etkilendiğini düşündürüyor. "Keşke ben olmasaydım" ifadesi mutlaka ciddiye alınması gereken bir ifadedir. Aynı yetişkinlerde olduğu gibi çocukluk çağı depresyonu dediğimiz bir durum vardır. Bunun sizin çocuğunuzda da olup olmadığının aciliyetle netlik kazanması gerekir. Yoğun değersizlik duygusuna eşlik eden bu cümle, her zaman kendine zarar verme düşüncesi anlamına gelmese de, bir çocuk tarafından sıklıkla bu düşüncenin dile getirilmesi ayrıntılı bir değerlendirme gerektiğini gösterir. Bu nedenle vakit kaybetmeden bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanı ya da çocuklarla çalışan bir psikolog tarafından değerlendirilmesini öneririm. Erken dönemde alınacak destek, kaygının ve olumsuz benlik algısının güçlenmesini önlemede oldukça önemlidir. Bir sonraki mesajınızda size daha sağlıklı yönlendirme yapabilmek için birkaç bilgi daha öğrenmek isterim:Bu ifadeleri yaklaşık ne zamandır söylüyor?Okulda veya evde onu etkileyebilecek önemli bir değişiklik (taşınma, okul değişikliği, kayıp, aile içi stres vb. ) oldu mu?Öğretmenleri sınıf içindeki durumu hakkında neler söylüyor?"Keşke ben olmasaydım. " dediğinde bunun nedenini açıklayabiliyor mu, yoksa sadece bu cümleyi söyleyip konuyu kapatıyor mu?SevgilerimleUzm. Psk. Gizem Yıldırım

Devamını Oku...

Merhaba, yazdıklarınızdan sizi en çok yoran şeyin sadece arkadaşlıklarınızın bitmiş olması değil de; güvendiğiniz insanların güveninizi boşa çıkarması olduğunu hissettim. Verdiğiniz emeklerin karşılığını almak istemeniz çok insani bir durum. Bu beklentileriniz karşılanmadığı ve üstelik yara aldığınızı da düşünecek olursak, güveninizin sarsılması da çok normal. Yazdıklarınızda dikkati çeken bir diğer nokta ise, yaşadığınız bu olumsuz deneyimlerden sonra "Ben insan seçemiyorum. " sonucuna varmanız. Böyle hissetmeniz anlaşılır olsa da, birkaç kötü deneyim yaşamanız her zaman doğru insanları seçemeyeceğiniz anlamına gelmez. Bazen yalnız kalmaktan korkup, sadece bir gruba ait olma ihtiyacı o kadar ağır basabilir ki, bu da bize uygun olmayan ilişkilerin içinde çok daha uzun süre kalmamıza sebep olabilir. İnsanların sizi sevip sevmediğini anlamanın yolu aslında bir çok seçenekten oluşur. Ama en başta karşınızdaki kişinin davranışlarında ve sizin hislerinizde saklıdır. Örneğin;Yanınızda olmadığınız zamanlarda da size saygıyla yaklaşırlar. Sadece ihtiyaç duyduklarında değil, iyi ve zor zamanlarınızda da sizinle iletişim kurarlar. Sizi küçük düşüren şakalardan veya dedikodulardan kaçınırlar. Sınırlarınızı önemser ve "hayır" dediğinizde bunu kişisel algılamazlar. Kendinizi onların yanında olduğunuz gibi hissedebilir, sürekli kendinizi kanıtlamak zorunda kalmazsınız. Yanlış anlaşılma kaygısı olmadan duygularınızı ve düşüncelerinizi rahatlıkla söyleyebilirsiniz. Onlar için yaptığınız ufacık bir şeyde bile gözlerinden ve sözlerinden o içten teşekkürü hissedebilirsiniz. İlişkilerde sözlerin yanında davranışların da tutarlı olması gerekir. Eğer dilerseniz ilerleyen süreçlerde bunu daha iyi anlayabilmek için şu soruların cevaplarını birlikte değerlendirebiliriz: Geçmişte biri size saygısız davrandığında ya da sizi kırdığında bunu o kişiye söyleyebiliyor muydunuz, yoksa ilişkinin bozulmaması için daha çok sessiz kalmayı mı tercih ediyordunuz?SevgilerimleUzm. Psk. Gizem Yıldırım

Devamını Oku...

Merhaba sevgili danışan,Anlattıklarınız pek çok kişinin zaman zaman yaşadığı ve belirli bir süreden sonra da yorucu hale gelebilen bir döngüyü tarif ediyor. İlk dikkatimi çeken şey şu oldu: Siz aslında isteksiz değilsiniz; aksine kendinizi sürekli geliştirmek ve dolu dolu yaşamak istiyorsunuz. Fakat bu erteleme döngüsü aynı bir bataklık gibi veya bir kasırga gibidir, insan bazen çabalamak istedikçe bile uzaklaşabilir. Genellikle erteleme davranışı dediğimizde biz psikologların aklına ilk gelen şey kaygı (anksiyete) olur. Bunun da pek çok nedeni olabilir. Kaygı bazı düşünce tiplerinin veya durumların sonucu olarak karşımıza çıkar. Örneğin mükemmeliyetçilik, motivasyon eksikliği, dikkat sürdürme zorlukları gibi etkenler sayılabilir. Bunlar aslında seanslarda daha net görülüp üzerine çalışılması gereken konulardır. Eğer bu konuda destek isterseniz, ertelemenin altında yatan nedenleri birlikte değerlendirebilir ve size uygun, sürdürülebilir bir plan oluşturabiliriz. Amacımız bir günde çok şey yapmak değil; düzenli ve gerçekçi adımlarla ilerleyebilmeniz olacaktır. Ancak öncelikle size daha doğru bilgi verebilmem için öğrenmem gereken bazı noktalar var: Ertelediğiniz şeyler daha çok ders/iş gibi sorumluluklar mı, yoksa günlük yaşamla ilgili işler mi? Veya başlamanızı en çok zorlaştıran düşünce sizce hangisi oluyor?"Yarın yaparım" düşüncesi kısa süreli rahatlatıcı gelse de, ertesi gün aynı durum tekrarlandığında suçluluk ve yetersizlik hissi oluşabiliyor. Ayrıca "tam başlayacağım bir şey çıkıyor" dediğiniz durumlarda, bazen küçük aksaklıklar tüm planın iptal olmasına neden olabiliyor. Oysa her şeyin kusursuz gitmesini beklemek yerine, o gün yapabileceğiniz en küçük adımı atmak bile bu döngüyü kırmaya yardımcı olabilir. SevgilerimleUzm. Psk. Gizem Yıldırım

Devamını Oku...

Merhaba sevgili danışan, bu yaşadığınız zorlu süreçte duygusal olarak ne kadar yıprandığınızı ve tek başınıza ne kadar büyük bir yük taşıdığınızı hissettim. Özellikle kadınları duygusal olarak da zorlayan hamilelik ve doğum süreçlerinde maddi ve manevi zorluklarla beraber güveninizi de fazlasıyla zorlayan deneyimler yaşamak durumunda kalmışsınız. Anlattıklarınızdan gördüğüm kadarıyla, bu süreçte sizi şu anda en çok zorlayan şey, olanları unutamamak ve eşinize karşı eskisi gibi hissedemiyor oluşunuz diye düşünüyorum. Güven zedelendikten sonra bazen toparlanması çok zor olabilen bir duygudur. Ancak hem siz hem de eşiniz sabırla çabalayabilirseniz toparlamak mümkün olabilir. Ancak siz şu anda bu ilişkinin size bir yük gibi geldiğini ve yakınlık kurmanın da zorunluluk gibi hissettirdiğinden bahsetmişsiniz. Bunu göz ardı etmenizi de beklemek pek doğru olmaz. Kararınızı verirken sorgulayabileceğiniz bazı detaylar var: Bu ilişkide kalmak istememin nedeni sevgi ve umut mu, yoksa korku, suçluluk ya da mecburiyet hissi mi? Karşı tarafın değişeceğine dair somut ve sürdürülebilir davranışlar görüyor muyum, yoksa daha çok verilen sözlere mi tutunuyorum?Ancak özellikle dikkatimi çeken nokta zarar görme endişeniz oldu. Eğer bu şekilde söylemleri varsa, bu süreçte yakınlarınızdan destek almalısınız. Bu tarz ifadeler yok sayılmaması gereken ifadelerdir. Eğer sadece lafta kalmayabileceği yönünde endişeleriniz varsa mutlaka bir yakınınıza haber verin veya bir profesyonel ruh sağlığı desteği alın. İlişkiyi sonlandırmaya karar verirseniz, bunu uzun tartışmalara girmeden, net ve sakin bir dille ifade etmeye çalışabilirsiniz. Örneğin:"Bu kararı uzun zamandır düşünüyorum. Seni cezalandırmak için değil, kendim için bu kararı veriyorum. Kararım değişmeyecek. Bundan sonra iletişimimizi yalnızca çocuğumuzla ilgili konularla sınırlı tutmak istiyorum. " Eğer devam etmemekte kararlıysanız bunun arkasında durmak da önemlidir. Bir ilişkinin bitmesi her zaman kolay olmayabilir. Ancak bir kararın sağlıklı olabilmesi için yalnızca karşı tarafın isteklerine değil, sizin duygularınıza, ihtiyaçlarınıza ve güven duygunuza da yer vermesi gerekir. Eğer korku nedeniyle bu konuşmayı yapmakta zorlanıyorsanız, bunu tek başınıza yapmak yerine güvendiğiniz yakınlarınızdan veya bir uzmandan destek almanız daha güvenli olabilir. SevgilerimleUzm. Psk. Gizem YILDIRIM

Devamını Oku...